Cansel'e Alır seni korum damla damla suyuma, ekmeğime, aşıma, kaygıma, sevincime, acıma,…
A. Kadir ya da tam adıyla İbrahim Abdülkadir Meriçboyu, 1940 kuşağı toplumcu şairleri arasında yer alan Türk şair. Çeviri çalışmalarıyla dünya şiirinin tanınmasına katkıda bulunmuştur. Ortaöğrenimini Eyüp Ortaokulu (1933) ve Kuleli Askeri Lisesi'nde (1936) tamamladı. Kara Harp Okulu son sınıf öğrencisiyken (1938) Nâzım Hikmet'le beraber tutuklandı; on ay hapse mahkûm oldu. Hapisten çıkınca askerlik görevini er olarak tamamladı. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne girdi (1941) . 1943'te yayımladığı Tebliğ adlı şiir kitabı yasaklanarak toplatıldı. İstanbul'da bulunması sakıncalı görülen kişilerle birlikte sıkı yönetimce sürgüne gönderildi. Sürgünlük dönemini Muğla, Balıkesir, Konya, Kırşehir ve Adana'da geçirdi. 1947'de İstanbul'a döndü ve bir bisküvi fabrikasında çalışmaya başladı. Buradan ayrılınca çeşitli yayınevlerinde düzeltmenlik, çevirmenlik gibi işler yaptı. 1965'ten sonra kitaplarını kendisi yayımlayarak yazarlık yaşamını sürdürdü. Ankara Cezaevi'nde Nâzım Hikmet'le birlikte yatan A. Kadir önceleri büyük ölçüde bu şairin etkisinde kaldı. Ses ve Yeni Edebiyat dergilerinde yayımlanan şiirlerinde bu etki açıkça görülür. Yurt sevgisini dile getiren ilk kitabı Tebliğ'de savaşa açıkça karşı çıkarken, yoksul insanları gerçekçi bir bakışla yansıttı. Sürgünden dönüşünde şiirlerini zaman zaman dergilerde yayımladı. Abdülbaki Gölpınarlı ile Farsça aslından düzyazı olarak çevirdikleri Mevlâna'nın şiirlerini serbest nazma dökerek Bugünün Diliyle Mevlâna adıyla bir kitapta topladı (1955) . Çok beğenilen bu kitap üst üste birkaç kez basıldı. 1958'de Azra Erhat ile birlikte yaptıkları İlyada çevirisi ise A. Kadir'in başarılı bir çevirmen olarak iyice tanınmasına neden oldu. İkinci kitabı Hoş Geldin Halil İbrahim (1959) dönemin şiirsel eğilimlerinin dışında kalan şairin çizgisini değiştirmediğini gösterdi. Bunu Dört Pencere (1962) ve bütün şiirlerini topladığı Mutlu Olmak Varken (1968) izledi. Çeviri ve eski şiirleri sadeleştirme çalışmalarını sürdüren A. Kadir Bugünün Diliyle Hayyam (1964) , Bugünün Diliyle Tevfik Fikret (1967) adlı kitaplarını yayımladı. 1970'te yine Azra Erhat'la birlikte yaptıkları Odysseia çevirisi çıktı. Avrupa ve Üçüncü Dünya Ülkeleri şairlerinden tek başına ya da ortaklaşa yaptığı pek çok çeviriyi 3 ciltte Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri adı altında bir araya getirdi (1973 - 1980) . Ayrıca Brecht'ten yaptığı şiir çevirileriyle Paul Eluard'dan Asım Bezirci ile birlikte çevirdiği Seçme Şiirler (1961) büyük ilgi gördü. A. Kadir, çevirileri için Habib Edip Törehan (1959) , TDK Çeviri (1961) , Hasan Âli Ediz Edebiyat Çeviri (1980) ve Yazko Çeviri (1983) ödüllerini aldı. A. Kadir'in 1938 Harb Okulu Olayı ve Nâzım Hikmet (1966) adlı yapıtı da bir dönemin önemli bir olayını aydınlatması açısından büyük ilgi çekmiş bir kitaptır. Mart 1985'te vefat eden yazarın mezarı Zincirlikuyu'dadır.
Şiir
- Tebliğ (1943)
- Hoş geldin Halil İbrahim (1959)
- Dört Pencere (1962)
- Mutlu Olmak Varken (toplu şiirler, 1968)
- Bütün Şiirleri (1988, ölümünden sonra)
- Çeviri-Antoloji: Bugünün Diliyle Mevlana (1955)
- İlyada (Azra Erhat’la birlikte, 1958)
- Bugünün Diliyle Tevfik Fikret (1967)
- Odysseia (Azra Erhat’la birlikte, 1958)
- Seçme Şiirler (1961)
- Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri (3 cilt, 1973-1975-1980)
- Portekiz Sömürgeleri Şiiri (1975)
- Vietnam Şiiri (1975)
- Filistin Şiiri (1976)
- Anı: Harp Okulu Olayı ve Nâzım Hikmet (1966)
Ödülleri
- 1959 Habib Edip Törehan Çeviri Ödülü
- 1961 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü
- 1980 Türkiye Yazarlar Sendikası Hasan Ali Ediz Edebiyat Çeviri Ödülü
- 1983 Yazko Çeviri Ödülü
A. Kadir (Abdülkadir Meriçboyu) şiirleri
Yaşamın vişne rengi dudakları vardır sevgilim öpüşün kadar sıcak ve tatlı özgürlük türküleri de söylenir bu dudaklarla sevda türküleri de…
Birgün başımızda sevda rüzgarları eserse deli deli yıldırımlar düşerse yüreğimize "al bir yudum pınarından özgürlüğün, rüzgarından sevdamızın çek bir soluk"…
birgün başımızda sevda rüzgarları eserse deli deli yıldırımlar düşerse yüreğimize hızlanır kan dolaşımı babil'in asma bahçeleri değildir artık…
Yaslanıp omuzuna gecenin sabahı karşılar gibi, ama dünyaya günaydın diyemeden. Yatar gibi çimenler üstünde,…
Bahçemdeki dut ağacı vurdu ince dallarıyla penceremin camına, bir Beşiktaş tramvayı geldi aldı beni, bir Beşiktaş tramvayı götürdü sana.…
Uyu tosunum uyu Altında sıcak toprak Üstünde ay ışığı Karpuz gibi büyü…
Seni bir gün çekip aldılar topraktan, benzedin köksüz bir ağaca. Önce öğrettiler sana uygun adımı,…
Sizinle aynı yemeği yedim senelerce, Aynı türküyü söyledim talim dönüşü, Ve aynı rüyaları gördüm geceleri, ot yatakta. Gün oldu cömerttim,…
Yaşlılara saksılar dizdim, bahçeler yaydım. Yorgunlara diri beden verdim, taze yürek. Döşekler serdim hastalara, rahat, yumuşacık. Nerde yalan dolan gördüysem kızardım.…
Cibali dendi mi aklıma siz gelirsiniz, kadınlar, kiminizin beş çocuğu, kiminizin nar gibi yanakları var,…
Çok olun, çocuklar, çok olun, yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce. Daha çok olun, daha çok olun, yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.…
Bizim hiç bir hürriyetimiz yok, Hiç bir hürriyetimiz, Ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek, Sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,…
Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular, rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın, senin etinden, tırnağından ayrı, senin kokundan uzak.…
Bu ne bitmez yolmuş, deme bitmedik yol yok. Bu ne aşılmaz dağmış, deme aşılmadık dağ yok.…
15 / 38 gösteriliyor