Zamansızlıkta zaman aradım, yanıldım. Mekansızlıkta mekan aradım, yanıldım. Kalbimin dışında seni aradım, yine yanıldım!
Bir mekan da bana aç sıcak kalbinin yanına, Bir damla gözyaşıydı beni çeken güzelliğinin yanına.
Denizler yüzümü yansıtır güneşsiz aydınlıklarda, Denizler kalbimi saklar sınırsız boşluklarda, Denizler benliğimi kavurur ateşsiz yangınlarda...
Sahipsiz kalmış bir yolda, sahipsiz yüzler gördüm; Gökyüzünde kalan bakışlarımda, sensiz yıldızlar gördüm.
Gemilerim var içinde denizler yüzdürdüğüm. Uçurtmalarım var içinde gökyüzünü uçurduğum. Gözyaşlarım var içine hasretini döktüğüm...
Kadın sessiz bir çığlıktır güzelliğinin kokusu, Kadın ince bir sızıdır yüreğinin dokusu.
Karanlık ince bir örtüdür yalnızlığın üstüne, Sığınır yalnızlık bir gencin düşüne...
Sana aitmiş hayata dair yazdığım her şey, Ölüme dair yazdığım her şey de bana, Ölümün hayata kavuştuğu anı kim müjdeleyecek sonsuzluğa...
Ölüm yalnızlığın arkadaşı; Vurdum kapıyı ben geldim. Yalnızlık benliğimin mayası; Açıldı kapı hoş geldin.
Ölüm yıldızlar kadar yakın, nefesim kadar uzak; Bu çelişkidir yakışan ölüme, soğuk bir tuzak.
Gecenin sessizliğidir aydınlığa kavuşturan, Tabutun gıcırtısıdır sonsuzluğa ulaştıran, Ve pişmanlığın çığlığıdır merhamete yaklaştıran.