ağlama, gözleri kızarmış çocuk! tek damla yaşın düşmesin yere. bak, tek güzelliğimiz yokluk, sana bir öğüt; ağlama boş yere.…
Lise öğrenimini Konya Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1923 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. Liselerde ve yüksek okullarda çeşitli dersler okuttu. 1939 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı profesörlüğüne atandı. 1942-1946 yılları arasında Maraş Milletvekili olarak görev yaptı. Bir süre Milli Eğitim müfettişliği yaptıktan sonra 1949 yılında Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki görevine döndü. Gençlik yıllarında Yahya Kemal ve Ahmet Haşim'in talebesi ve dostu olmuş, Batı edebiyatından Paul Valéry ile Marcel Proust'u kendisine üstad olarak seçmiştir. Bu yazarlar edebiyatta güzellik ve mükemmeliyete ön planda yer verirler. Onlara göre edebiyat, tıpkı resim ve musiki gibi 'güzel sanat'tır. Onlardan farkı, boya ve ses yerine, insanı ve hayatı anlatmada bu iki vasıtadan çok daha zengin olan dili kullanmasıdır. Tanpınar şiiri hayatının en büyük ihtirası haline getirmiş, fakat asıl kabiliyetini şiir estetiğine göre yazdığı mensur eserlerde göstermiştir. İlk şiiri 1920’de yayımlanmıştır. Geniş okuyucu kitlesi onu umumiyetle lise kitaplarına ve antolojilere giren 'Bursa'da Zaman' şiiri ile tanır. Altmış kadar şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını ölümüne yakın çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976) . Şiirlerinde bir imaj ve müzik kaygısı taşıdığı, hikâye ve romanlarında da, başta zaman teması olmak üzere, psikolojik anları, bilinçaltını aradığı, yansıttığı görülür. Çeşitli baskıları olan eserleri Dergah Yayınları’ nda toplanmaktadır. Enis Batur, 1992 yılında Ahmet Hamdi Tanpınar’ dan “Seçmeler” adlı bir kitap hazırladı. Yazar ile ilgili yayınlanmış en son eser 2007 yılının sonunda çıkan 'Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa'dır. Eser Tanpınar'ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlardan oluşmaktadır. Hayatı boyunca sağlığından şikâyetçi olan Tanpınar, 23 Ocak 1962 günü geçirdiği kalp krizi ile Haseki Hastanesi'ne kaldırıldı. Ertesi sabah, ikinci bir krizle hayata veda etti. Namazı Süleymaniye Camii'nde kılınan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın cenazesi Rumeli Hisarı Kabristanı'nda, hocası ve dostu Yahya Kemal'in yanı başına defnedildi. Mezartaşı üzerinde çok bilinen şiirinin iki mısraı hakkedilmiştir: 'Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında'.
Roman
- Huzur
- Saatleri Ayarlama Enstitüsü
- Sahnenin Dışındakiler
- Mahur Beste
- Aydaki Kadın
- Ayna
Deneme
- Beş Şehir
- Yahya Kemal
- Yaşadığım Gibi
Ahmet Hamdi Tanpınar şiirleri
içme, ilk yudumda zehirler seni bahtın kadehime döktüğü şarap. her akşam koynunda uyutur beni, her sabah alnımdan öper ızdırap.
Bir günümüz bile sensiz geçmezken Şimdi mezarına hasretiz anne... Issız bir mezarlık, kimsesiz bir yer…
Mektubunuza vaktinde cevap veremedim. Maalesef kâtibim yok. Halbuki şair, muharrir ve üniversite hocası olarak işim epey fazla. Lise sınıflarını, vaktiyle efsanevî denebilecek uzak…
Aşk dediğin nedir ki Tenden bedenden sıyrık Çocukların içinde Yaşadığı bir çığlık…
I Kader cellâdına Sessiz uzat boynunu;…
derin sularında bu ayna her an sizden bir parıltı aksettirecek kah çıplak bir omuz sessiz düşecek eriyen bir kuğu beyazlığından…
Başımızın üstünde bir bulutun Güneşe asılmış gölgesi, Uzakta toz halinde dağılan Yoğurtçu sesi,…
Aylar geçip yıllar olsa da Yıllar geçip zaman dolsa da Aşkın arzuları beni boğsa da Bir gün seversin diye bekleyeceğim…
bendedir korkusu biten şeylerin çelik gagasında fecri taşıyan mavi kartal benim... ....................................pençelerimde…
bir adın kalmalı geriye bütün kırılmış şeylerin nihayetinde aynaların ardında sır yalnızlığın peşinde kuvvet…
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde Aynaların ardında sır Yalnızlığın peşinde kuvvet Evet nihayet bir adın kalmalı geriye…
bir gül bu karanlıklarda sükute kendini mercan bir kadeh gibi sunmada zamanın aralığından.…
bir gün ıcadiye`de veya sultantepe'de, bir beste kanatlanır, birden olduğun yerde bir kainat açılır, geniş, sonsuz, büyülü, bu günün rüzgarında yıkanan mazi gülü…
Birdenbire ayağa kalktı ve eliyle trenin penceresinden işaret ederek: -İşte, dedi, şu gördüğünüz küçük yol, şu iki ağaç arasında tepenin eteğine kıvrılan patika… Fevkalâde hiçbir…
15 / 49 gösteriliyor