Çocuk düşlerimizle bir dünya kurmuştuk Yüreğimizi çevirmiştik güneşe acıların kıyısında oturmuştuk karanlıklar sürdü bizi ateşe…
Ahir zamanın kahır çocuklarıydık ne eski masalların hüznü, ne üzünçlerin ekşimsi tadı…
günün ilk ışıklarıyla yüreğimin yangınları artar sürükler beni Hildesheim'in sokaklarına…
Yüzün bir ay parçası gülüm Bırakma bir çirkin el değsin yüzüne Daha toy çağında yakalamışsa ölüm Vurulan bedenindir, bir şey olmaz özüne
Bir pınarın başında gördüm suretini yüreğimde yansımasını bırakan o zeytinkarası gözlü kızı…
sevginin, güzelliklerin çok yaşandığı yerden dağlardan…
Kar tutmuş dağ başlarını Haramiler su başlarını Uçurttular kuşlarımı Dağlandı yüreğim, ah dağlandı…
Acıyı tatmadan Mutlu oldum deme İnsan doğarsın ama, İnsanlaşmadan insan oldum deme…
Düşlerimi şafağa saklarım karanlıklardan süzülüp gelen aydınlık taşır beni kerpiç duvarlı evlere…
Fırtınalar kopuyor yüreğimde Umut yolculuğuna çıkıyorum Sabah serinliklerinde, erken kalkan anam yatağıma bakıp arama beni…
Gel gülüm gel yanıma Başın daya omzuma Sırlarım açayım sana Gel gülüm, gel canım…
Akşamdan arta kalan yorgunluğun belirtisidir gözkapaklarıma inen ben düşler ülkesinde…
Göklerim yıldızsız değildir benim günü yeşertirken bedenimde somurtuk yürüyorum kıyıcığında Hildesheim’in Dağarcığımda Varto, bedenim Hildesheim’de…
Pusuyu kalleşte Umudu gülüşte Vurulanı güneşte gördüm,…
katıla katıla gülmedik bir yanımız hüzündür bizim ağzımızın kıyısında zor görünür dişimiz…
15 / 27 gösteriliyor