Aşka dair şiirler yazmak için Aşk yaşanmalı. Hüznün değerini anlamak için Gül alınıp/satılan pazarda…
ALİ ÇAPAN’ NIN ÖZGEÇMİŞİ 1948 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdu.1970 yılında Gönül DALSUNA ile evlendi. Ahmet Oğuz ve Mustafa Sermest adında iki oğlu ve Nilüfer adında bir kızı var.1966 yılında Ankara Maliye Okulu’nu 1978 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisini bitirdi.1966 yılında Gaziantep Defterdarlığı’nda Vergi Memuru olarak meslek hayatına başladı. Maliye Bakanlığı’na bağlı kurumlarda 30 yıl görev yaptı ve 1996 yılı başında emekli oldu. Halen Gaziantep’te Yeminli Mali Müşavir olarak mesleki faaliyetini sürdürmektedir. Yayımlanmış şiir kitapları: Çiğdem Çiçeği (1967) , Martı Kanadında bir Evren (1968) , Aç Ekin (1972) , Sevda Sürgünü (1987) , Hüzünname (1993) : Hüzünertesi –Fasıllar Kitabı-(1999) Adres: İncilipınar Mah.4.Cad. Sayın İş Mer.4/39 –Gaziantep Tel: 0342- 2201896 Fax: 0342- 2205115 [email protected] http:www.alicapan.com
Ali Çapan şiirleri
Ey aşk ! Dünyanın bütün şairleri seni anlatıyor Ben seni sevdiğime bir türlü anlatamadım. Dağlardaki sığınaklarda mı saklanıyorsun…
Ey aşk ! Sen bu gün benim başıma ne belalar açtın Saklandığın yerde gizli kalsaydın olmaz mıydı Ne vardı sanki ;dillenip dillere düşürmeseydin beni…
Sen şiirler söyleyen dilinle konuş benimle Soğuk sulardan çıkmış elinle dokun tenime Yangın söndüren saçlarını rüzgar savursun Baharı bekletmeye gelmez birden yaz olur…
Yorgunum çok yorgunum Gelincik dalına konan kelebek Senin peşinden koşamam artık Hayatın ipi kısaldı…
Gözlerinin rengine uygun kafiye aradığımı İnkar edersem yalan olur günaha girerim. Yolum bir bedestene düştü .…
Susturulmuş sözcüklerin sessizliğini Haykıracak şiirler Biriktirmeyelim. Hüznü bir dal karanfil gibi…
Ne varsa dünde kaldı unutuldu yaşananlar Ey yorgun şair dönüşü olmayan yollara Sürme şiirin al yeleli atını Çünkü hüzün kenarları oyalı yazma/…
Ey ölüm ! Benimle saklambaç oynama Elma dersem çık Armut dersem çıkma.…
Güz geceden önce gelen akşam karanlığı başlamadan daha sararan yapraklar düşmeden dalından…
Güz elli altı yaşında bu dünyadan göçüp gitmek midir Yoksa daha gezip görülecek…
Hep yarınları ertelediğim hüznümü Bir dal hanımeli bir dal fesleğenle Bir kağıtla çiziktirip saklasam mı.…
Yaşlı çınar ağacının dallarına konan kuşlar Kulağıma fısıldadılar. ilkbahar geliyormuş. Bu kaçıncı bahar böyle habersizce gelen…
Duru su aydınlığım Sabah güneşim On sekiz yaşımın bahar çılgınlığı Unutamadığım çocukluğumu anlat bana…
Boynu bükük bütün çiçekler ayaklandı Aralarında mor menekşe de vardı Aralarında mor menekşe de vardı…
15 / 25 gösteriliyor