Bilirim dünyanın kac bucak oldugunu şarkılarıma eşlik ederken soguk rüzgar sesleri sürekli içim ürperir bir sercenin kabusu kadar korkar bu yüregim…
Biz elleri nasırlı anaların evlatlarıyız Yürekleri taştan... Herkes gibi sevemeyiz biz Analarımız gibi bizimde yüregimiz taştan…
Küçük bir kasabanın köhne Bir o kadar da eski kütüphanesini araştırıyorlarmış Her kitabı ayrı ayrı inceleyecek Her kitabı ayrı ayrı kaydedeceklermiş…
Ne oldu Doktor söylesene Yaşayacakmıyım bileyim Ne kadardır kalan ömrüm Bir saat de, bir gün de, üç ay de…
Dün sabah erken kalmaya çalıştım Meleklerin aglarken akıttıgı yagmurla yıkadım yüzümü Ve sıfatımı silmek için geceden kalan rüzgara Bütün gecemi sabaha kadar sakladım…
Yüzümüz dönmüş sulu cesede Ne kaldı ki bakacagımız geride Hazırlan... Ver elini…
Git artık uzaklara Eger yaşamak istemiyorsan hatıralarımda Git işte boşa bekleme buralarda Dogmak istiyorsan bensiz yarınlarda…
Gidecek misin? Dur Gitme Bekle…
Bak yine karanlık oldu Ve İşte o ben yine aldım kalemi elime Pek öyle Ahımda yoktu ama Satacagım gecemi Kısacası İŞTE ÖYLE…
Şimdi kim bilir neredesin? Degil ben Tanrı bile izini kaybetmiş Kim bilir kimlerlesin…
Sebepsiz gitmelerin oldu arasıra Olsun be hazan gülüm Senin gitmelerin güzel…
Sebepsiz tasavvufun almış başını gitmiş Kimle nerde kimbilir kiminle Haykırışlarım haybeye giden yalanların gibi ortada kalmiş Ve gökyüzüne inat aglayan gözlerim…
Erkenden dalmak vardı uykuya Bir masal perisinin rüyama gelmesini dilemem için Hep geç kalınan randevular içindi Erken dalmak vardı uykuya…
Cehennem geceleri yaşanır sen bu şehirden gidince Düşmeden geçilmez sensiz gereksiz vakitlere Mavi kelebek hikayelerine göz yumulmaz Uyku baglanmaz sensiz gecen gecelere…
Her gün gibi bu gün de bitti Sanırım sabah erken kalkmakta yetmiyor Senin sebepsiz gitmelerine Sen gittin belki ama…
15 / 21 gösteriliyor