Bu düşünceyi Bahçeye ekmek için aldık ellerimize On parmağın dalları…
Gitmemek daha iyi bu derin ormanlara Diplerinde uyuyan Büyük şelaleler için…
Nasıl konuşturursun ekmeği, bu eski hazine sarmalanmış kendi katılığına bir kış ağacı gibi, demirleşmiş, öyle ki, fark edilebiliyor çıplaklığı geçirgen güne rağmen?…
Bırak hiçbir kız hizmet etmesin sana vahşi yaralarını bastırdığın bu günde, kanlı hayvan, karaçamın eğilmiş dallarına. Çevrendeki kızlara söyleme ateşin köreldiğini, uyarma kızlar…
Yoksullar hizaya çekildi açlığın emriyle Öfkenin emriyle ölçülüp biçildi hainler Efendiler yargılandı emriyle temiz vicdanın Acizler sorgulandı suçun emriyle…
Kalbim kör bir şahin gibidir Yumruğumda Suskun kuş kavramış parmaklarımı…
Ölüm, bir dişi kurt oluyor Taş bir vücut yanan ufukta Düş, incecik dumanı köyün…
Ben sıskacık bir kızım Bu yüzden çok güzel görünür kemiklerim Gözüm gibi bakarım ben onlara…
Atalardan kalma bir şatodur o Ne masaları var ne de ateşi Ne bir zerre tozu ne de kilimi.…