Bizim köyde bir ağayla bir nazlı Yaşıyordu, yaşıyordu, yaşar ya Ağanın göbeği, nazlının karnı Şişiyordu, şişiyordu, şişer ya
Diyarbakır’da doğdu. Asıl adı İhsan Sırlıoğlu’dur. Şiire çok küçük yaşlarda başladı. Aşıklık geleneğine ilişkin bilgisini de zamanla pekiştirdi. Aşık İhsani, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde değişik işlerde çalıştı. 1957 yılında Uşak Şeker Fabrikasında çalışmaya başladıktan sonra eşi Güllüşah’la (Sevim) tanışıp evlendi. İlk kez 1958 yılında radyoda türkü söyledi. Anadolu’nun çeşitli yörelerini dolaştı. 1963’e dek geleneksel türküler söyleyen Aşık İhsani, sonraki yıllarda özellikle politik ağırlıklı türkülere yöneldi. Ömrünün bir bölümü hapishanelerde geçti. Türkiye ve Türkiye dışında birçok konser verdi. Fransa cumhurbaşkanından İngiltere kraliçesine dek çeşitli ülkelerin yöneticileri tarafından devlet konuğu olarak çağrıldı. Aşık İhsani Diyarbakır'da öldü ve orada toprağa verildi. Ayrıca Oltulu ve Sarıkamışlı olmak üzere 2 ayrı Aşık İhsani daha bulunmaktadır.
Ağalı Dünya (1964-65, 2 cilt)
- Yazacağım (1966)
- Bakalım Hele (1967)
- Bak Tarlanın Taşına (1974)
- Vur Ağanın Başına (1975)
- Dünden Bugüne Aşık İhsani (1976)
Antoloji
- Ozan Dolu Anadolu (1973)
- Gezi Kitabı
- Beyaz Köle (1985)
Aşık İhsani şiirleri
Diyar diyar belde belde gezdiğim Yollar hüngür hüngür ağladı bana Ekmeksiz katıksız susuz kaldığım Çöller hüngür hüngür ağladı bana…
İçimde yanıyor aşkın ateşi Vuruldum ararım Aslı Hanımı Ne Hint'i bıraktım ne de Habeş'i Yoruldum ararım Aslı Hanımı…
Gidiyor ey asalaklar gidiyor Leke leke gidiyorlar gidiyor Kimi tesbihini kimi burnunu Çeke çeke gidiyorlar gidiyor…
Duydum Tanrı dağbaşında Verdi aldı aşk Yunus'u Odun kesti ipin yere Serdi aldı aşk Yunus'u…
Sana oğlum demem hayatta çiğsen İstemem başına altın taç giysen Yetiştirip iki ağaç diktiysen İşte sen o zaman benim oğlumsun…
Kervan gitti biz uyuya kalmışız Haydi ey tamburam biz de gidelim Tatvan kenarından Nemrut dağından Haydi ey tamburam biz de gidelim…
Kalktım ki feleğe meydan okuyam Güreşecek yer aradım bulmadım Sıkı hazırlandım karnın deşmeye Sivri uçlu ker aradım bulmadım…
Bizim köyün kel ağası bir sabah, Çökmeye başladı, çöktü ha çöktü, Boğazından aldığını, burnundan Dökmeye başladı, döktü ha döktü.…
Zalimleri sırtımda fil Taşıyorum eğil eğil Atılacak tekme değil Uzanacak el isterim…
Git efendi hançerlenmiş yaramı Eşeleyip tazeleme bu sıra Köyüm yolsuz ben kanunsuz yaşarım Utan da şu asıra bak asıra…
Yıllarım boyunca çektiğim hasret Bir damla gözyaşı oldu da gitti Ne güldü yüzüme ne kesti müddet Açmadan çiçeğim soldu da gitti…
Haydi Mehmet haydi canım Haydi yürü kızıl kanlım Haydi yürü Pir Sultanım Haydi başka başka dillim…
Haydi sazım haydi şu benim halkım Dost kimdir düşman kim bilsin ha bilsin Ak alnının üstündeki yazgıyı Elinin tersiyle silsin ha silsin…
Hey gidi hey bir zamanlar Kandil dağı yaylasında Dediğim dedikti benim Kandil dağı yaylasında…
15 / 33 gösteriliyor