Hızır Sessizliği
A Asım Yapıcı
0
Altın Yaprak
artık şiiri bıraktım sesi billur kargalara
seni de…
ilhamı aşktan menkul küfürler yazacağım gayri
yeter ki ağlamasın güneşi solduran yanıklar
yeter ki sevişken belalar vurulmasın düşlerimde…
umudun bittiği yerde gölgeler mahcup
sığınaklar kırklara karışır kırkında
işte o gün
kentin kancık merhametine saldım hayatı
şiir yüzünden
cüzamlı arzular ektim dakikalara
elimde yedi meczup dize, üç kirli dudak
cilalı hüzünler topladım gökyüzünden…
gece kurşun heybetiyle dirildiği zaman
öfkeyi deniz köpüklerine ısmarladım
seni de…
ne de güzel oluyor böyle
üşüyünce yalanlara sarılmak
ve ısınmak sevgilinin nemli gözlerinde
kağnı dolusu sövmek arşa doğru, başım ayaklarımda
sonrasız efkâr dağıtmak yasaklı filmlerde
sahnede işkence, girdap ve kader
masamda kırk ayaklı düşünceler kırk kanat
süslenir kitaplarda mubah öpüşmeler
akıl şefkatle okşanan kızlara gebe
fecre değin yanar
anılar beslenir siyah memelerinde şehrin
ay günaha girerken vakt-i visalde
ayrılığı sigara dumanına sardım
seni de…
şimdi kalbim talim tutar isyana
nabzımda tanklar yürür, halay havası
hamili kart dualar zincirlenir semaya
kısır sesiyle meydan okur inançlar
gürleyen nameler düşük yapar ansızsın
yetimler çoğaldıkça sokaklar büyür
edası cürmümeşhut korkular içinde
amentüm ürkek iner dilimden
boynum Genç Osman boynu
rüku halinde mağrur
yine de çingene türkülerle yad ederim aşkı
seni de…
piyangolara astım yalnızlığımı
koyumda antik çağdan kalma bir ses
"bahçeni kutsa" diyor nergis "komşunu değil"
eşiğimde tılsımlar ve yılan gömleği
ölü nefesler kustum bakire yataklara
yukarda… göğsümün uçlarında öksürük
uyur zatürreden bitap düşmüş begonya
yelkovanla çiftleşir kuytularda akrep
dorukları ıskalarken zehirli naralar
şehvet tahtı nikâhında yatar zevkin
karanlığı özlerim cesur ve yeşil gözleriyle
hâlbuki başı çoktan ezilmişti
küstah sevişmelerin
vebali ay altında gizlenir
tadı büyüleyen ne varsa aşktan yana
dilini kestim tüm çiçeklerin
Zebur'da ne gördümse bir bir gömdüm dizelere
seni de…
âhh şiir! keşke duvar olmasaydın karşı kıyıya
duygular cahilce irkilmeseydi boğulurken deniz
Musa! sızlanma artık, öldürsünler çocuğu
harabeler mamur edilsin yeni baştan
sorma, hangi ağaç hangi Havvadır?
ertesi gün, yalın ayak, kumsalda…
gökkuşağı bıçak olsun kanayan yaralara
bense kan damlayan mehtaba asayım hasretleri
geride kalan her neyse unut gitsin şehirde
bilirsin, hayatı Hızır sessizliğiyle yaşarım
seni de…
2008
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş