birisi tutmuş beni ben düşerken karanlıklar içinden geliyormuş sesi…
köşebaşında yolu gözler gibi beklesem de çıksa gelse beklediğim birisi yüzünde tatlı gülümseme ellerinde taze ekmek…
bir bardak suda silüetini görür gibiyim bu aralar bu aralar kalbimin göğsümü delişine hayran olur gibiyim senli saatlerdeki mutluluğu ömrüme yayıp…
kokunla uyanırken gece sen hala çok uzaklarda kimbilir hangi şehir kollarındaki kimbilir kim ben diye öpüp, kokladığın…
tüm bu yalnız gecelerin ardından bu sessizliğin alçalmışlığın ardından…
biz öyle sevemedik kerelerce bir oldu düştük iki oldu tekrar düştük ama kalkmayı da beceremedik…
şimdi yoksun ya kirazlar düştü olmadan yere yapraklar soldu yaz ortasında şimdi ağaçlar hep sen-siz…
yavaş yavaş uzansam yanına uyanmasan ellerim ellerine değecek diye şöyle titrese tüm vücudum sonra…