güneş azat edince ışığını ay son kez selamlayınca yakamozlarla denizi gökyüzü savurunca saçlarını karanlıktan kızıla diner rüya ikliminin çiseleyen kehaneti…
sustuğumda duruyor sanki zaman açılıyor içimde sonsuz bir mekan her hecede çatlıyor bu puslu mekan tüm sırları öğütüyor sanki zaman…
güneşin yıldızını aradığı bir seherde susuzluğuna ağlayan sebil gibiyim sayısız meçhul yolun eşiğinde pusulasına küskün yolcu gibiyim
tekrar açıp da bir derin yarayı ne Keremi yormalı ne Aslıyı arıyorsan aşkın en saf anlamını bir gül gibi açmalı ruhun aslını…