'Betimleme' Öyle bir bahardı ki…
İlk şiirleri 1958'de Şükran Kurdakul'un yönettiği Yelken dergisinde yayınlandı. Ataç, Varlık, Yeditepe dergilerinden sonra arkadaşlarıyla birlikte 1967-68 yıllarında yayınladığı Yeni Gerçek'te sürdürdü. 1971 Şubat'ında yayına başlayan Gelecek dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Gelecek 6 sayı sonra 12 Mart'ın Sıkıyönetim komutanlığı emriyle kapatıldı. Daha sonra Yansıma, Yeni Adımlar, Karşı, Gerçek Sanat, Varlık vb. dergilerde yazdı. Türk Edebiyatçılar Birliği'nde (Genel Sekreter) , Türkiye Sanatçılar Birliği'nde (Kurucu ve Genel Sekreter) , Türkiye Yazarlar Sendikası'nda yönetim kurullarında görev aldı. Şimdi Nazım Hikmet Vakfı, Emin Türk Eliçin Vakfı ve Türkiye Yazarlar Sendikası'nda yönetim kurulu üyeliği yaptı. Aydın Hatipoğlu, 11 Kasım 2010'da İstanbul’da vefat etti
Çömçe Gelin (1966)
- Gebe (1968)
- Hoyrat (1973)
- Hazreti İbrahim (1975)
- Beynim Yüreğim (1978)
- Ben Size Konuk Gelende (1979)
- Son Değil (1983)
- Kuşçu (1983)
- Kendini Beğenmiş Kuğu (çocuk öyküleri)
- Köroğlu (1985)
- A.Kadir (Gülen Aktaş, Afşar Timuçin, Eray Canberk'le birlikte, anma kitabı) (1989)
- Yusuf Atılgan'a Armağan (Turan Yüksel, Eray Canberk, Yusuf Çotuksöken, Sabri Koz'la birlikte, anma kitabı) (1992)
- Saç (1995)
- Yalnız Karanfil Sokağı (2003)
- Pembe Pamuk Şekeri (2003)
Ödülleri
- Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü (2004)
- Hasan Tahsin Şiir Yarışması (1979)
- Yayıncılar Birliği Çocuk Ödülü
Aydın Hatipoğlu şiirleri
Ürperen denize kavuşan akşam Ne çok yalnız adam çiziyor ufka Ne çok yalnız adam ne çok kadın ne Yitmiş umutlar gibi bir günü noktalayan…
Hüznün kızıl yaprakları düştü zamana Aktı canlar yangınlardan o kızıllığa Karardı coşkular söndü umutlar…
Tirse gözlü bir çingene elleri nergis Kuş evleri dar geliyor güvercinlere Yüzünde bıçak yarası dişinde yaldız…
Sevgiden sellerin sesidir senden gelen Dağ delen susuşumu duysan tanıyacaksın Seni kavgaların içi gibi sıcak buldumsa Saf dışında kalmak nedir anlayacaksın…
Seher yeli Söyle senin bülbüle Bıraksın artık ağlamayı Geceyi yırtıyor nerdeyse şafak…
Bahardır damıtılan Umudun imbiğinden Üveyikler biliyor…
Seni bir orman ışığı gibi hatırlıyorum Gölgeli serin kucağına düşüyor yapraklarım Seni dalların karanlığından süzüyorum…
Kara sarı yüzünü Gömer durur anasının memesine / kurumuş Hayat soluk alıp verir / belli belirsiz Çatlak dudaklarında soluk resimler / gibi…
Sustu birdenbire yanardağlarım Yokluğa adanan canım maddeye durdu Masa sevgiydi örneğin sevgilerden Yatağım sıcaklığındı…
Sevdalar yoğurduk ellerimizle Kavgalara uyandık Daha çocuktuk…
Savrulan saçların gibi savurur Uzak iklimlere sesin sesimi Güneşe koşan yağız çocuklar Dilleri yüzyılları soluklar…
Sesimde yalnızlığın tınısı Gözlerim yanıyor uykusuzluktan Suda yağı bitmiş kandil ışığı Uzakta ağlayan çocuk sesleri…
Dallarına türküler sinmiş meşe Döktü yapraklarını döktü hüzünle Ses oldu karıştı toprağa Ses oldu tohum oldu umut oldu…
Gidenler gecikmiş günleri götürdüler Birlikte ne kadar yalnız olduklarını Gözleri yanılsamalarla bağlı gelip Görmediklerini göstermeye gittiler…
15 / 50 gösteriliyor