Firkatzede

A Ayşegül Tezcan
0 Altın Yaprak
Derin bir dertle zehroldu aşk şarabım bu gece. Mecalim kalmadı dönüşsüz yörüngelerde of çeke çeke. Ellerimde senden yadigar hüzün gülleri ile ben bir firkatzede… Ezgili saçlarıma zulmeden sen misin ey yar, bağrımı lime lime eden bu ayrılık da neyin nesi… Gönlümü şenlendiren yollarının tozuna sürdüm dudaklarımı, usanmadım gündüz gece… Yokluğunun devasız derdiyle yansam da yakınmadım, sakınmadım sözümü. Yaşama dört elle sarılan şevkimi koydum bir kenara. Gül renkli düşlerimi dayadım yıldızlara. Kanter içinde, düşümde oynayan kız çocuklarına koştum, onlara sordum unuttuğun günleri. Doyamadığım, kıyamadığım, aslında hiç yaşamadığım o güzel günleri… Cevapsız kalırken sorular, bir kapı daha kapansın bırak, sen gençliğimin elinden tut hadi. Ölüme bırakmayacağım seni yürek dolusu sevdanın zenginliğini göstermeden. Uzun geceler yalan olsa da gel, bir gül bana. Gözyaşından vurma hüzün gözlerimi, umuda açılan teknelerimi mavilerde yalnız koyma. Bırak gülün dikenini, elmanın kurdunu, şu kör talihi unut. Unut ölümü, bize yaşamak yakışır gecelerin hüzünlü şiltesinde. Ayrılığa sürgün giden adı meçhul binlerce seveni unut, diyorum. Bir güvercinin kanadında alnına süreceğim vuslatı düşün ki, yakındır. Ölümle yaşam arasında kırık bir dal ümitlerim. Boyuna çiçeklenirim inadına. Sen bakma böyle olduğuma sana gelen azrail'le sözlenirim, seni bırakmam topraklara. Güleç bir yüzle güne adım atarız el ele bir gece vakti, babacan bir ses karşılar bizi. Evladına kıyamayan bir baba kucaklar ikimizi. Cefakar bir annenin gözyaşlarında durulanır, aklarız sevdamızı. Ne sofralar donatırız mutlulukla. Avludaki çiçeklere anlatırız sevdayı ki onlar ne bilsinler. Biz biliriz en iyisini, camın buğusunu, çarşafın ütüsünü, sevdanın yalın güzelliğini biz tadarız şiirlerden. Ilık esen rüzgarda çocukluğunu dinlerken, gözlerinin ışığında tatlı bir sonsuzluğa dalarım. İçmesini bilmesem de bir sigara yakacak kadar efkarlanırım ihtimal. Yosun kokuları saçlarıma dolarken, yıldızlar dökülür gökten. Bir de o hüzzam şarkı süzülür udumun tellerinden. "Hayat bu" dersin, haykırarak. Ölümün suretini silersin avuçlarından. Sana ölümsüzlüğü sunamıyorsam ne anlamı var ki sevdamın. Issız dalgaların biri vuracak sahile, o an binip gideceğiz ıssız adalardan birine. Özlemli yanlarımızı arıttıkça çözümlenecek şiirlerimiz gönül anahtarımızla. Tadı damakta kalan güzel düşlere, doyma zamanıdır. Ateşin habercisidir her gece o saatten sonra. Damla damla ıslanırız dağların doruklarındaki bu yangında. Oysa saçlarım yalnızlık şimdi, seslensem yarınlar duyulmuyor. Yavaşça öpüyorum başucunda duran düşlerini, uyanmıyorsun. Derin bir uçurumun önünde, günde bin kez ölen bir firkatzedeyim. Soğuk bulutlar devrilirken üzerime bu cümle yığınları kurtarabilir mi beni. Kelimeler canlı mıdır… Bilmiyorum ama hala yazıyorum. Ölen bir kadın görüyorum her gece düşlerimde. İçimdeki umutla, kırıyorum kabuklarımı, gözlerimi açıp ucundan tutuyorum yaşamın. Hadi gel de umudu yok say şimdi. Kirpiklerin birbirine her değişi, yedi oktavdan seslenen suskun bir ölümün diğer adı olmuşken… Elimi sol yanıma koyup, nasıl zorluklara direnç üretmem… Solgunlaşan beklentilerin girdabında, şiirlerin tozunu toprağını silkeleyerek özgürce nefes almaktır umut. Yaşama sebebimdir, nasıl yok sayarım… Sen de çıkmazları zorla hadi Yürek soğutan gecelerde… Yıldızlar sönük olsa da, başını dikleştir Yarınki hayattan kesme umudu… Lekesiz gururunla çek sabrın tesbihini Günlerin sepetini doldur… Menevişli dalgalarla buluş, ben diye Yetiş düşlerin kafilesine Gözlerimdeki yorgun kafiyeleri unut… Dökül sevdalı bir gül yaprağına… Unutma beni, Seni unutmadığım gibi

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.