B Bahaettin Karakoç

Bahaettin Karakoç

127 şiir · 1930 — 2018

0 Altın Yaprak

Soyca şair bir ailenin ilk erkek çocuğu olan Bahaettin Karakoç, Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesi doğumludur. Baba ve anne tarafları oldukça varlıklı ve hoca takımından olduğu için gözlerini dünyaya açtığında oyuncaklarla değil kitaplarla karşılaşmıştır. İlk öğrenimini sonradan Ekinözü adıyla ilçe olan Celâ köyünde, orta öğrenimini ise Adana-Düziçi ve Ankara-Hasanoğlan Köy Enstitülerinde tamamladı. İlkokul üçüncü sınıfa giderken bir haftada eski yazıyı öğrendi ve bir ayda da Kur'an-ı Kerim'i hatmetti. Ölünceye kadar yakasını bırakmayacak olan şiirin rüzgârına da aynı zaman diliminde yakalandı. 29 Ağustos 1944 tarihinde memurluğa atandı. Kahramanmaraş’taki sağlık kuruluşlarında 32 yıl 8 ay sağlık memuru olarak çalıştıktan sonra kendi isteğiyle emekli oldu. Askerliğini yedek subay olarak İstanbul’da 3. Bağımsız Korugan Taburunda yaptı. 4’ü kız,5’i erkek olmak üzere 9 çocuk babasıdır. İlk şiiri 1942 yılında “Yurt Gazetesi”nde yayınlandı ve böylece 63 yıllık sanat macerası başladı. 1960’lara kadar yazıp çeşitli dergilerde yayınlattığı şiirlerinin hiç birini kitaplarına almadı. Esas sanat dönemi 1973’de yayınlanan Seyran kitabıyla başlar ve üslûbu netleşir. 1962’de Akşam Gazetesiyle Türk Kadınlar Birliği’nin ortaklaşa düzenledikleri Türkiye çapındaki bir edebiyat yarışmasında hikâye dalında “İsa ile İshak” adlı hikâyesiyle ikincilik ödülü aldı. 1983 yılında KASD (Kayseri Sanatçılar Derneği) tarafından yılın şairi seçildi. 1986 yılında “Bir Çift Beyaz Kartal” adlı kitabıyla şiir dalında Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü aldı. 1986 yılında çıkarmaya başlayıp 37 sayı çıkardıktan sonra ekonomik sebeplerden dolayı kapatmak zorunda kaldığı “Dolunay Sanat ve Edebiyat Dergisi” ve ülkenin dört bir yanında kendisini ispatlamış şairlerin katılımıyla 16 yıldır aralıksız gerçekleştirilen “Geleneksel Dolunay Şiir Şölenleri”yle şiiri ayağa kaldırmaya soyundu ve vermek istediği mesaj Türkiye genelinde yayıldı. Kurmuş olduğu Dolunay Yayınları ile de yazarlık ve şairlik damarı olan gençleri edebiyat dünyasına kazandırmayı amaçladı. 1989 yılında Kültür Bakanlığı’nın tercihi ile Türkiye’yi temsilen Strugua Uluslar Arası Şiir Akşamları Festivali'ne katıldı ve burada bir de tebliğ sundu. 1991 yılında Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen münacaat yarışmasında “Beyaz Dilekçe” isimli şiiriyle birincilik kazandı. 1993’de Türkçenin Uluslararası 2. Şiir Şöleni için gittiği Kazakistan'ın eski başkenti Almaatı’da “Büyük Abay Ödülü”yle ödüllendirildi. Ayrıca “Uzunağaç Kolhozu”nda kendisine at hediye edildi ve Çapan giydirildi. 1997’de Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin açmış olduğu Malatya konulu şiir yarışmasında birincilik ödülü aldı. 1998’de iki aylık “Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi Seviye” (Mart-Nisan 1998) 6.sayısını “Yaşayan Türk Şiirinin Dede Korkut'u Bahaettin Karakoç” üst başlığı ile; 2003’de “Mefkûre” Dergisi 11. sayısını “Türk Şiirinin Yaşayan Aksakalı” üst başlığı ile Bahaettin Karakoç özel sayıları olarak çıkardı. Aylık fikir ve sanat dergisi Türk Edebiyatı ise Temmuz 2003 tarihli 357. sayısında kapağına şairin fotoğrafını koyarak ”Şiirimizin Yüz Akı Bahaettin Karakoç” spotuyla açtığı dosyada ona geniş sayfalar ayırmıştır. 2003’de Türkiye Yazarlar Birliği 25. yıl faaliyetleri yaşayan yazarlara saygı kapsamında "Şehrin Kapılarındaki Şair Bahaettin Karakoç ve Türk Şiirinin Çeyrek Asrı” 2 gün süren (17 Mayıs 2003 - 18 Mayıs 2003) bir program gerçekleştirdi. Çeşitli üniversitelerde şair ve sanatıyla ilgili çok sayıda bitirme ve yüksek lisans tezleri yapıldı. Onlarca şiiri yabancı dillere de çevrilmiştir. 2004’de sponsorluğunu başından beri Tarsus Belediyesinin yaptığı “Karacaoğlan Şelâle Şiir Akşamları” etkinlikleri içerisinde her yıl bir şaire verilen “Karacaoğlan Onur Ödülü”nü aldı. Şiir, hikâye ve yazıları Hisar, Varlık Yıllığı, Türk Edebiyatı, Dolunay, Doğuş Edebiyat, Milli Kültür, Kültür ve Sanat gibi yüzlerce sanat edebiyat dergilerinde yayınlandı. Önceleri halk şiirine daha yakın olan şiir anlayışını son dönemlerinde modern tarzla birleştirip kendine özgü yeni bir çizgi ortaya koymayı başardı. Birebir yaşadıklarını yazan yazarken de yeniden yaşayan Bahattin Karakoç, gölgesi, çiçeği, meyvesi ve kendine özgü bir aroması olan şairlerdendir. Şiirde biçimi bir enstrümana benzetir, bunu da sesin belirleyeceğine özellikle vurgu yapar. ”Yarar yönünden ister meyve versin, ister gölge, ister yaş olsun ister kuru, ister bir tenhada dikili dursun ister bir eşya olarak evimizin bir yerinde otursun, ağaç hep aynı ağaçtır, muhakkak bir yerde ihtiyacımızı karşılar. Sağlam bir etik, ilkeli bir estetik ve helâl ölçekli bir yarar sarmalında şiir de tıpkı bir ağaç gibidir; sanatı besleyen bu üç ana arterdir.” diyen Karakoç bir yerde şiiri tanımlarken de “kalbin bir zikir aracı olan şiir, trajik bir iç yangını, aşkın sıcak kanatları altında doğan bir kutsanmış sözler armonisi ve dört kelimeyle özetleyecek olursak evrensel bir dua biçimidir.” der ve bu tanımlamanın sınırlarını daha da genişleterek "Mutlak Gerçeğe, Mutlak Güzele Yönelmenin dillenişi ve Kalbin Dirilişidir.” hükmüyle noktalar. Bahattin Karakoç’un sanatı hakkında Prof. Dr. Sadık Kemal Tural “Bahattin Karakoç kırk yıllık şiir maceramızın dünyasında kendi şiir tekkesinin şeyhi olanlardan. Üslubu, hassasiyeti ve form kullanmasıyla adeta bir şiir şeyhi “derken”, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, ”Karakoç şiir altın arayıcısıdır ve fakat yalnız altın arayıcısı değil, o bir dil kuyumcusudur da. Ay’ı, güneşi dağı, düzü, geceyi, gündüzü bir mücevher halinde bize sunar ve müthiş bir söz virtüözüdür. Kelimeyle şiirle bizi büyüler ve kendini de bizi de uçsuz bucaksız hayal alemlerinde uçurur” demektedir. Velûttur.” Mola yok, yola revân” diyor ve hâlâ sımsıcak şiirler yazıyor.

  • Mevsimler ve Ötesi (1962)

  • Seyran (1973)

  • Sevgi Turnaları (1975)

  • Ay Şafağı Çok Çiçek (1983)

  • Kar Sesi (1983)

  • Zaman Bir Beyaz Türküdür (1984)

  • İlkyazda (1984)

  • Bir Çift Beyaz Kartal (1986)

  • Menzil (1991)

  • Uzaklara Türkü (1991)

  • Güneşe Uçmak İstiyorum (1993)

  • Şiir Burcunda Çocuk (Antoloji- H. Özbay ve M. Tatçı ile beraber–1993)

  • Beyaz Dilekçe (1995)

  • Güneşten Öte (1995)

  • Dolunay Şiir Güldestesi (1996)

  • Leyl ü Nehar Aşk (1997)

  • Aşk Mektupları (1999)

  • Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

  • Ay Işığında Serenatlar (2001)

  • Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri (2004)

  • Ben Senin Yusuf'un Olmuşum (2006)

  • Barış Çağrısı Şiirleri-Dünya Barışına Çağrı Grubu-Meneviş Yayınları (2009)

Bahaettin Karakoç şiirleri

Arama yardımı

Yarına hükmüm geçmez, heybemde azığım yok Ecel pusuda bekler ve benim acelem var. Karanlığın çiğ sesi kalkansız karşılanmaz Çırpınır tutunacak dalı olmayan kuşlar…

408

Yaralı kuşumun kanadı Dallara ağır geliyor. Yere bassa ayağını Yollara ağır geliyor.…

360

Beş vakte yeşeren kutsal orman Yaprak yaprak ellerim Yapışmış aşk atının gök yelesine Pamuk sularında ak-pâk ellerim……

439

Güneş çekip gidince gökten döküldü akşam Lâmbalar göz kırparken bir kara güldü akşam Sofrasında türkü var,hüzün var karanlığın…

388

Akşam olur mesafeler daralır Yollar kilitlenir, sesler aydınlık Bir rüzgâr eser ki türküyle ıslık Dağlar geçit vermez yolcuya…

426

Bulutlar dağlarda örgütleniyor Yırtılan göklerin gazabından korkuyorum. Zaman çentik çentik tükeniyor Çaresizliğin azabından korkuyorum.…

305

Görkemli geçmişime nice yasaklar koyup, Bizden görünenler kesti benim en gür dallarımı. Dört duvar ortasında acıdan anıt yüzüm; Ben eskiden böyle kuru bir ağaç değildim! ...…

460

(Aranağme) Aşkın hem ateş hem yağmur olduğunu Kemiklerime kadar ıslanınca anladım……

423

Eprimiş giysiler gibi hüzünlü, yorgun Ve dopdolu bir hâlin var ki anlarım anlatamam! ... Seslensem dökülecek gülleri gözlerinin…

487

İşsizler, aşsızlar gıdalarını Kuru peksimetten, lavaştan çıkardılar. Üçkâğıtçılar/gözbağcılar Ekmeklerini taştan çıkardılar.…

484

Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki, Kar altinda terleyerek uyanmaktir aşk. Yanmiş iki cesedin kina gibi külleri arasindan…

419

Akılgından bir dal kestim Sopa yapmak değil kastım Ben anadan doğma mestim, Sen gitsen gizin kalıyor.…

475

Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim Hizmetim sanadır ey tacidarım Canı bir emanet bilir taşırım Bir ırmak delirir geceleri…

488

Dön Arkanı dönme yüzünü dön bana Aştan, ekmekten, sudan ziyade Muhtacım sana…

338

'Az bekle' demeye utanırım 'Biraz daha…' sözü beni öldürür 'Hele kalsın…' demek ipe un sermek Olacak anında olsun derim…

304

15 / 127 gösteriliyor

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.