Yarına hükmüm geçmez, heybemde azığım yok Ecel pusuda bekler ve benim acelem var. Karanlığın çiğ sesi kalkansız karşılanmaz Çırpınır tutunacak dalı olmayan kuşlar…
Bir imlâ hatası çoğa mâl olur, Düşlerde yaşarım, düşsüz koyma gel! Dağların da kara ihtiyacı var, Kar yağdır, dağları kışsız koyma gel!…
Yaralı kuşumun kanadı Dallara ağır geliyor. Yere bassa ayağını Yollara ağır geliyor.…
Beş vakte yeşeren kutsal orman Yaprak yaprak ellerim Yapışmış aşk atının gök yelesine Pamuk sularında ak-pâk ellerim……
Güneş çekip gidince gökten döküldü akşam Lâmbalar göz kırparken bir kara güldü akşam Sofrasında türkü var,hüzün var karanlığın…
Akşam olur mesafeler daralır Yollar kilitlenir, sesler aydınlık Bir rüzgâr eser ki türküyle ıslık Dağlar geçit vermez yolcuya…
Bulutlar dağlarda örgütleniyor Yırtılan göklerin gazabından korkuyorum. Zaman çentik çentik tükeniyor Çaresizliğin azabından korkuyorum.…
Aşkın hem ateş hem yağmur olduğunu Kemiklerime kadar ıslanınca anladım… Adildir Padişahım, yan tutmaz, emek yemez…
Eprimiş giysiler gibi hüzünlü, yorgun Ve dopdolu bir hâlin var ki anlarım anlatamam! ... Seslensem dökülecek gülleri gözlerinin…
İşsizler, aşsızlar gıdalarını Kuru peksimetten, lavaştan çıkardılar. Üçkâğıtçılar/gözbağcılar Ekmeklerini taştan çıkardılar.…
Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki, Kar altında terleyerek uyanmaktır aşk. Yanmış iki cesedin kına gibi külleri arasından…
Akılgından bir dal kestim Sopa yapmak değil kastım Ben anadan doğma mestim, Sen gitsen gizin kalıyor.…
Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim Hizmetim sanadır ey tacidarım Canı bir emanet bilir taşırım Bir ırmak delirir geceleri…
Dön Arkanı dönme yüzünü dön bana Aştan, ekmekten, sudan ziyade Muhtacım sana…
'Az bekle' demeye utanırım 'Biraz daha…' sözü beni öldürür 'Hele kalsın…' demek ipe un sermek Olacak anında olsun derim…
15 / 100 gösteriliyor