köşe başında bir bıçak artığı devran döndü akşam çağladı sana inat saatlerin ardı sus pus duvarların ardı yara…
Dumanlar içinden bir vapur geçer İstanbul'u deşer de geçer Acep içinde kim neyler Bir adam işe mi gitmekte…
Hoş geldin elnine kasırgası Hoş geldin yalnızlığıma Bir tane bina kalmadı almadığın Ağaçlar ölü gibi yerlerde…
Gözlerim ağlarken sen gülüyordun Belki herhangi bir istasyonda Belki de İstanbul'un herhangi bir sokak arasındaydın…
Bu odada masanın üstünde iki bardak var Biri benim biri senin Tozlu solgun anlamsız Hâlâ bıraktığın yerde eserin…
gidiyor İstanbul gidiyor o ey sevgili o en sevgili ardına bile bakmadan…
Kasımpaşada yıllar önce bir kız vardı Saçlarının rengini söylemem Saçlarını görmek haramdı…
sana söyleyemediklerimin arasında bir şey var henüz demediğim hiç kimselere söylemediğim sana söyleyemediklerimin arasında bir şey var biraz dağınık biraz anlamsız biraz da tozlu…
En yakın arkadaşını gördüm bügün En yakınını Öyle ki sen gibi bir şey Yanlışlıkla sordum seni…
Oy oy oy ki oy yokluğun Hiç sevmedim seni git başımdan Allah aşkına girme rüyalarıma Kuru ekmeğime katık olma…