ormanın kuytusunda vurulan geyik hayvanlar acınla suskun dallar yasınla eğik boynuzlarında çizgilerinde gözlerinde…
Gazeteci, şair, yazar, siyasetçi ve Türkiye Cumhuriyeti eski başbakanlarındandır. 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul'da doğdu. 1944 yılında İstanbul Robert Koleji'ni bitirdi. Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi İngiliz Filolojisi Bölümü'ne girdi, aynı zamanda Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'nde İngilizce çevirmeni olarak çalışmaya başladı. 1946'da öğrenimini yarıda bırakarak Londra Basın Ataşeliği'nde görev aldı. Aynı zamanda, Londra Üniversitesi'nde Sanskrit, Bengalce, Sanat Tarihi bölümlerine devam etti. 1950 yılında Türkiye'ye dönünce Ulus gazetesinde ve Ulus'un kapatıldığı yıllarda Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde sanat eleştirmeni, çevirmen ve siyasal fıkra yazarı ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 1954 sonu ile 1955 başlarında ABD'de Kuzey Carolina'da yayınlanan Winston Salem Journal gazetesinde konuk gazeteci olarak çalıştı. Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yaptı. 1950'lerde Forum dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı, 1965'de Milliyet gazetesinde günlük yazılar yazdı. 1972'de aylık yayımlanan 'Özgür İnsan', 1981'de haftalık yayımlanan 'Arayış', 1988'de aylık yayımlanan 'Güvercin' dergilerini çıkarttı. Ecevit, edebiyat dünyasına 'Hep Bu Topraktan' dergisindeki şiirleriyle girdi. T.S.Eliot, Ezra Pound ve Tagore'dan çeviriler yaptı. 5 Kasım 2006 tarihinde Ankara'da vefat etti.
Bir Şeyler Olacak Yarın (Tüm şiirleri)
- Doğan Kitapçılık (2005)
- El Ele Büyüttük Sevgiyi (1997)
- Işığı Taştan Oydum (1978)
- Şiirler (1976)
Bülent Ecevit şiirleri
aya giden adamlar kovdular aydaki adamı aya giden adamların ayak izinden aydaki adam gelecek yine bir gün…
aya giden adamlar kovdular aydaki adamı aya giden adamların ayak izinden aydaki adam gelecek yine bir gün…
ne ben sorayım seni ne sen beni sor soyunmuş seslerimiz tenden boşlukta bir aşk örüyor…
dirilten misin beni gövdem öldüren misin bilmem gördüren misin beni gözüm…
bir görünmez duvar indi bilmeden aştığımız çizgiye öncesi dumanlar içinde bir efsane şimdi…
"Söyle Arkadaşım" dedi Anadolulu Mehmet yanıbaşındaki Anzak erine "nereden kopup gelmişsin, neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?"…
düşünebilseydin eğer doğduğunda örtülmeden öğreneceklerinle bildiğin konuşabilseydin ağlamanı kesip belki de birşeyler öğrenebilirdin
ağacım ben dalları derinde yaprağım ben paramparça suyla ışığın ellerinde…
birlikte öğrendik seninle avcumuzda yüreği çarpan kuşa sevgiyi…
Sevdiklerimin başında bir bilmediğim Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında Yurdum olmadan sıladayım…
gözgüye baktım özüm görmeğe seni göresim geldi gözgüye baktım karardı dünya…
elbette senden güzel olacaktı çizdiğin resim yaptığın heykel senden büyük olacaktı…
avucumdaki bir buhurdan bu dünya çağlar tüter insansız sarar beni benden uzağa yokolmuş dağlar…
köylü kadınlar fistanları güllü kadınlar topraktan doğup da toprağı yoğurandıur onlar…
15 / 30 gösteriliyor