Vururum kendimi vururum en derinden de Affetmem yine de affetmem seni Büyük sevmiştim Kökleri toprakta dalları bulutlarda…
Zifir karanlık odamın sen kokan yalnızlığında Gözyaşlarım ıslatıyor çıplak bedenimi O kocaman yalnızlığımın son Çarşamba'sında Daracık bir kefene sarıyorum imkansız düşlerimi…
Ben ne güzel severdim Kara toprak ayaklarımın altındayken Ne içten öperdim seni Hatırlıyor musun…
Hala kapının önünde ayak izlerin var Son içtiğimiz kahvelerin fincanları masada Yastığımda duruyor kömür karası saçların Mavi kazağımda hala kokun var…
Söylesene hep böyle çocuk mu bakar Senin gözlerin İçinde hep uzak bir ışık mı yanar Keşfettim...…
Çok geç anladım Gerçek senin kalbimdeki sen olmadığını Çok geç anladım Döktüğüm kurdeşenlerin…
Sende bulduğum seni hep sen mahvettin Bir anlık pişmanlık bile sevgide tükenişti Tükenen gerçek sendin sahteyi ben yarattım Sadakat ve özveri sence boşa olsa da…
Bir kumsala uzanıyoruz seninle Başını omzuma yaslıyorsun Kulağımda soluğunu hissederek Yıldızları seyrediyoruz…
Sevilen şeylerin değeri kaybedilince anlaşılırmış ya Seni kaybetmeden değerini anladığım için mutluyum Aramızda dağlar olsa da Aşkımıza engel olmadıkları için mutluyum…
Ne anlamı var doğan güneşin Gözlerine bakamayacaksam Ne anlamı var yıldızların ve ayın Birlikte seyredemeyeceksek…
Bir Temmuz sabahı İstanbul'da doğdu Bakırköy'de İki hafta sonra çıkabildi hastaneden Ailesinin parası olmadığı için…
Saçlarım hala ellerini arıyor En mutlu anımda bile Maltepe'den Bolvadin'i seyrediyorum Alabildiğime serseriliğimce…
Sevgi istedin verdim daha ne yapacaktım Şu üç günlük dünyada kölen mi olacaktım Ellerine sarılır dizlerine kapanıp Gitme diye yalvarıp avuç mu açacaktım…
Ve gelmiştin Beyaz bluzun sana çok yakışıyordu Utandım söyleyemedim Aşağı doğru yürüyorduk karakoldan…
Uyutmadı hayalin dün yine beni Sesin geldi kulaklarıma Beni çağırıyordun Karlı bir çam ormanına…
15 / 19 gösteriliyor