Hüzne giden bir hazzın içinde bulsam seni Bana ürkek ve mahçup, dolu gözlerle baksan. Yüzüne vuran mehtap göz yaşlarında yansa En derin bir hüzn ile sen ağlasan ağlasan.…
Şair, denemeci ve öykü yazarı. Bursa'da doğdu. Bursa Işıklar Askeri Lisesi'nin ilk ve orta bölümlerini bitirdi. İstanbul'da Hayriye Lisesi'nde ve İstiklâl Lisesi'nde öğrenimini sürdürdü. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin Felsefe Bölümü'nde okudu. 1940-1951 arasında Vatan, Tasvir-i Efkâr, Her Hafta, Her Gün ve Ticaret Postası gazetelerinde çalıştı. 1952-1955 arasında Yeni Memleket gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 1957-1958'de Yeni Gazete'de ve 1959-1960'ta da Her Gün gazetesinde Ahmed Selâmi Sel takma adıyla köşe yazıları yazdı. 1944'te dört sayı boyunca İşte ve 1956-1957 yıllarında da on beş sayı boyunca Esi dergilerini yönetti. 1952-1956 arasında toplam otuz sayı olarak çıkan Doğu ve Batı ile 1963-1971 arasında toplam yüz beş sayısıyla okuyucuyla buluşan Yeni İnsan dergilerini o kurdu. Ayrıca Yeni İnsan Yayınları'nın da kurucusudur. Ahmed Selâmi Sel şairin 1957-1958'de Yeni Gazete'de ve 1959-1960'ta da Her Gün gazetesinde köşe yazıları yazarken kullandığı takma adıdır.
Şiir
- Çöl Yolcuları (1934)
- Dört Kapı (1934)
- Lâcivert Işıklar (1934)
- Ebedi Renkler (1936)
- Mısralar (1937)
- Merhamet Şiirleri 1939-1943 (1943)
- Acaba (1945)
- Sonra? (1946)
- Boşlukta Duran Taş (1948)
- Zaman ile Yarış (1956)
- Adamca (1959)
- Doğa (1965)
- Aşk Dialektiği (1967)
- Şimdi Geldin Şimdi Gittin (1968)
- Küpe Destanı (1968)
- İlişki Deyimleri (1969)
- Karşın (1971)
- Hüsran Filizleri: Toplu Şiirler (2000)
- Ayrılamam senden(1996)
Deneme
- Değinmeler (1966)
- Kişi-Birey (1967)
- Yorum (1968)
- Söz-Eylem (1969)
- Üçüncü Dönem (1969)
Öykü
- Zorunla Somut (1969)
Celal Sılay şiirleri
Yıldızlar görse bendeki güzelliğini birer birer düşerler içimdeki denize aydınlanırım o kadar aydınlanırım ki bana gelirsin.…
Vala Nurettin’e Tutup saçlarından başımı İbret pazarlarında gezdireceğim,…
İşitmek istediğini bir sağırın Sezdi havamızdan geçen şarkı Duyuramadı sesini, bu sağıra Eridi, gitti!…
Her evin pencere kenarından Buruşuk yüzlü ihtiyarlar Gözlerinde toplanmış harap yılları Bana bakar.…
Haziran üstümüzde dal dal moda çevremizde renk renk İstanbul bin dokuz yüz elli beşinde çimenler altımızda sık sık…
hiç yolunuz ormana düştü mü gözgöre küçük bir adam büyük bir ağaçla döğüştü mü ağaç büyüktü ama tek…
hangi kapıyı çalsam, o soytarı makamında kral kral makamında soytarı…
Gece ormanda bir şey değişmez Aklın lambaları altında Ancak gözün keyfi değişir Gündüz aydınlığında…
ayık kafayla söz döktürmenin utancı sarhoş kafayla türkü söyleyememenin buluşur buluşmaz akşam edivermenin…
Lacivert bir denize benzer gözleri vardı; Bakışları sessiz bir gece kadar alıcı, Ruhunun süzgecinden ruhumu anlayıcı, Engin... sonsuz bir mana bende beni arası…
Mavi bir elbiseyle gelmiştin, gökyüzü maviydi.. Getirdiğin rüzgarla ev kokuyordun.. Kolun koluma değiyordu, omzun omzuma.. Mendilin maviydi, gökyüzü maviydi..…
Kaydı, göğün maviliği içinden Zamanı çizerek bir yıldız Havuzlarda, göllerde, denizlerde... Misafirliği bitti!…
Küçük bir kız gördümdü çok eskiden Annesinin dizi dibinde, Bir de incir dikdiydim hasta iken, Üç yapraklı mı, dört yapraklı mı ne.…
Uyanır seccadeler üstünde din, Aklın endişeleri yayılır şehre, İnsan kastle, güneş vakitle temas eder Taşa, toprağa..herşeye!..…
15 / 21 gösteriliyor