en yorgun gün uyandı bir çığlık sesiydi yükselen, duymadığımı sandığım kadındı annem...
doğmamış bir günün ardından sonuna kadar suya batacak kadar güneşe ve yanacak kadar ateşe ihtiyacı var bensizliğin…
gözler kavgada ağlar gibi görünürler her yangınında yalnızlık tutkusu vardır her damlası söndürür onu içinde dünden kalan bir mavilik varsa…
güneş gözlü kız düşlerken sevdanın masalını gözlerden uzakta teninden sen uzakta bir yağmur damlası düşerse yanağına…
Mutsuzluk rüzgarları esiyor yalnız gecelere sıkıntı yüklü vapurlar eşlik ediyor açık sonsuz mavilik derin seher sancıları dalıyorsun milyonlarca yine dibe ulaşamıyorsun…
Rüyamdaydı eleleydik Koşuyorduk Ateş vardı Gül vardı yaprak vardı…