Toparlanma

C Charles Bukowski Charles Bukowski
0 Altın Yaprak
pazartesi sabahları otelde, hasta, kira parası yok, ve aç, aylardır aç, ve bir sonraki şişeydi tek kaygımız, zirveydi, Tanrı'ydı. iş bulur bir-iki hatta üç-dört gün çalışırdım ama kalkıp işe gidemeyeceğim gün gelirdi ve bazen hemen öderlerdi paramı ama korkunç bir bekleyiş olurdu genellikle, otel idaresini oyalamak zorunda kalırdık, her gece iki-üç kez otel odamızı arayıp şarkıları, küfürleri, kırılan eşya gürültüsünü lütfen kesmemizi isteyen otel idaresini. pazartesi sabahlarının keyfine doyum olmazdı ama, bir ninni ve 11.30 gibi kalkıp aşağı iner, çöp bidonlarını karıştırır, iki pazar gazetesini de bulup yukarı çıkardım ve yatakta beraber okurduk; karikatürleri, dünya haberlerini, seyahat ve eğlence bölümlerini, küçük ilanlar ve eleman aranıyor sayfaları dışında herşeyi... birbirimizden güç alıyorduk sanırım - hiçbir şeyi umursamamak gibi bir eğilimi vardı ve onun yolundan gittim ben de. sabah gazetelerinden sonra sokağa çıkardık, ne çifttik ama! sigarasının etrafında öksürüp duran o ve taranmamış saçlarımla bir iç ve dış alemde yitmiş ben. çalacak kapılar bulurduk: kaçık Rus mesela, şansı yaver giderdi bazen, veya arada sırada hala iş bulabilen bir mankenle yaşayan Tek Diş Lily - içki kıyağı çekerlerdi bazen; veya barodan atılmış avukat Eddie. bir yerden içki gelirdi mutlaka, birileri dört ayak üstüne düşerdi mutlaka, ve biz nasıl onlara gidersek, onlar da bize gelirler bizi bulurlardı. ve içecek neyimiz varsa paylaşırdık onlarla. ve anlatacak bir şeyler olurdu hep, kodese girip çıkmak veya ölenlere dair daha çok: "hep girişteki tabureye oturup o iğrenç puroları içen yüzü yanık adamı anımsıyor musunuz? işte o artık..." bir yerde oturup konuşurduk, genellikle Pazartesi sabahları: "Marty üç gün üç gece eve uğramamış ve kapıyı açtığında Edna iskemlede oturuyormuş, kaskatı, öleli iki gün olmuştu, herhalde..." bilmiyorum, iyi zamanlardı sanki, güneş sıcak ve sürekliydi ve en iyisi gecelerdi, karanlık ve ilginç geceler, çünkü içki etkisini göstermiş olurdu ve dünya katlanılabilirdi neredeyse. yine de, tuhaftır, en iyi pazartesileri anımsıyorum, herkesin iş-haftasına başladığı günü, sanayi düşüne takılmışlardı, artık gerekli olmadıklarında onları tükürecek bir sanayinin düşüne biz kendimizi tükürmüştük bile, düşlere inanmayarak korkunç patronlarla bağlarımızı koparmıştık, özgürlüğe çok yakındık, pazartesi milyoneriydik ve asla kaybedemiyeceğimiz bir şeydi bu. o ufacık odada oturup güler, konuşur, boğulur ve içerken birkaçımız beraber - mükemmele yakın, tam değil ama neredeyse bilerek herşeyi ziyan ettiğimizi - bizi yaratandan neredeyse daha öfkeli - yaptık yaptığımızı

Bu metin şairin özgün dilinde (İngilizce) değil, bir çeviridir.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.