Oturmuş ak gelin taşın üstüne Taramış zülfünü kaşın üstüne Bir selam geldi başım üstüne Alırım kız seni komam illere…
Dadaloğlunun doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklardan 1785-1868 olarak belirlenmiştir. Yani Dadaloğlu’nun 18.yy’ın son çeyreğinde doğup 19.yy’ın ortalarında öldüğü bilinmektedir. Güney illerinde dolaşan Türkmen topluluklarının Avşar boyundandır. Yaşamı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız Dadaloğlu’nun şiirleri yazılı kaynaklar aracılığıyla değil sözlü gelenek sayesinde bugüne ulaşmıştır. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı Devleti ile savaşlarını yansıtır. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesidir. Asıl ününü kavga türküleri ile yaptı. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze kadar ulaştı.
Dadaloğlu şiirleri
Allahım Allahım kadir Allahım Bizim burda öleceğimiz bilindi Emmiye dayıya haberler gelsin Sırkınt'oğlu yanımızda bulundu…
Andırın boğazı ufacık taşlı Ağlama sevdiğim gözlerin yaşlı Beyleri gelir de hep eli kuşlu Karışmış curası bazınan gelir…
Bir vuruşta düşmanların ikiye Yarın aslanlarım derdi Apalak Serden geçin yaraları yarayla Sarın aslanlarım derdi Apalak…
Aplak Kuğum baş kaldırmış gidiyor Kal varınçık şu Mağara'nın çölleri Usul boylu karşı kara sevdiğim Siyah zülfü ak gerdanda benleri…
Aslımı sorarsan Avşar soyundan Ayrı düştüm aşiretten beyimden Pınarbaşı'ndan da beş yüz evinen Çıkıp da cana kıyanlardanım…
Aslımı sorarsan Avşar soyundan Ayrı düştüm aşiretten beyimden Pınarbaşı'ndan da beş yüz evinen Çıkıp da cana kıyanlardanım…
Aşağıdan Yusuf Paşa'm geliyor Düşmanına karşı koyan merdolur Şahin kocasa da vermez avını Aslı kurt yavrusu yine kurdolur…
Atım kalk gidelim sılaya doğru Tırnağını taşa vurmam düzünen Koç yiğit de gurbet ele düşerse Yanar bağrı ateşinen közünen…
Avşar ellerinden sökün eyledim Şam'da Kul Yusuf'u görmeye geldim Ziyaret eyledim Şam-ı Şerif'i Ustam divanına durmaya geldim…
Avşar içinde bir güzel gördüm Kozan arasında çeker göçünü Kınalamış ayağını başını Sırma ile örmüş sümbül saçını…
Elbistan Ovasına bir aslan geldi Ecelin ağzına geliyor Çerkez Aldı mızrağını çıhdı meydana Bel ver Danac'oğlu varıyor Çerkez…
Beni del'eyleri bu ah-u zarlar Çan çalıp develer buzlaşır gider Altı arap atlı dolu cıdalar Elinde turnalar söyleşip gidir…
Bereket var toprağında taşında Kırık kırık eser yelin Binboğa Seyfilerin döner yanı başında Farız avcı ister yerin Binboğa…
Bereket var toprağında taşında Kırık kırık eser yelin Binboğa. Seyfilerin döner yanı başında Fariz avcı ister yerin Binboğa.…
15 / 160 gösteriliyor