Karanlık geceye nurlu sabahım Derdinize deva olacak yahım Zulmün ateşini söndürür âhım Ulu çınar gibi serpilen benim…
Hasretin sineme kâr etti yeter Deniz sevdalara yâr etti yeter Çölde buzul etti, kar etti yeter Sandalın denize yaslandığ gibi…
Bir ömür tükettim sana Büyü Hilâl, büyü yavrum Güneş battı, sende sıra Büyü Hilâl, büyü yavrum…
Ben imparatorluk çocuğuyum Eski vatanlarda büyütmüş anam Üsküp'ten Kosova'ya pasaportsuz Altay'dan Tuna'ya giderdim yayan…
Gönül atım şaha kalkar gezinir Mahrem sırlarımı döker kumrular Kılımı çekseler kıyamet kopar Kolumu yeninden büker kumrular…
Dağda yonca, bağda gonca Diken ile sırdaş güller "Leyli" diye kora yanan Mecnun'a cennetti çöller…
Nurâni'nin çile verdi mahsulü Güllerine bülbül konsa ne fayda Hazan geldi erken derdi mahsulü Bir cihan ardından yansa ne fayda…
Öte ötesinden selâmın gelse Engelleri söke söke gelirim Başım açık, ayaklarım kan revan Azı dişim çeke çeke gelirim.…
Yıllar sonra seni süzdüm uzaktan Eski nazla, eda kalmamış sende Ahu gözler, ceylan bakışlar nerde Boy, bos ve seda kalmamış sende…
Dilim dilim Kırk dilime Böldün kalbimi…
Şühedânın yurdunda öter kara baykuşlar Vahşet için kan alır, irin satar baykuşlar İnsanlığın başını topa tutar baykuşlar Kafesteki bülbüle vatan düşü sorulmaz…
Kanlı gömleğimi verin babama Söylen ağlamasın garip anama Selâm olsun dostlarıma, sılama Hayır dua ile ansınlar bizi…
Gün uzar akşam olur, yollar tükenir birgün Susar da deli poyraz, yeller tükenir birgün Bağlar gazele durur, güller tükenir birgün Gözyaşın ırmak olur, seller tükenir birgün…