Siyahlı Kadın

É Émile Verhaeren Émile Verhaeren
0 Altın Yaprak
altın ve abanoz şehrinde Kavşakların loş kadını Neyi beklemek bunca uzun günlerden sonra Neyi beklemek? Kara umutların köpekleri havladı bu akşam İki gözümün ayına doğru Öylesine uzun, sessiz gözlerime doğru Bu akşam öylesine uzun ve öylesine korkutucu İki kara gözümün ayına doğru. Söyleyin, hangi ateşler yelemi kışkırtıyor Köpeklerin böylesine paniğe kapılması için. Ve hangi yüksek ısı hüküm sürer böbreklerimde Ve altınla kıllanmış bedenimde. -Kavşakların loş kadını Neyi beklemek bunca uzun günlerden sonra Neyi beklemek? hangi siyah cennete doğru demir alır göğüslerim ve alarmlarla kışkırtılmış hangi ufka? Söyleyin, sıtma gürültüleriyle dolu hangi valhalla’ha Ya da dudaklarım olmadan aşka doğru şahlanmış hangi atlar Söyleyin, hangi yangın hangi korkuyum ben Kuduzluğumu yalayan bu büyük köpekler için Ve hangi yıkılışı benim fırtınamdan Ölümlerini bende mi arıyorlar? -Kavşakların loş kadını Neyi beklemek bunca uzun günlerden sonra? Gözlerim, Şehvetli gecelerde parlayan altın taşları gibi Ölüm gibi güzelim. Ve aynı zamanda bilindiğim tıpkı onun gibi. Ve yüksek duvarlarımda arzu Şimşeklerin sancılı çizicilerine Cenaze töreninin şamdanlarını Ve Etimin katafalkını sunuyorum Onlara bütün vicdan azabımı veriyorum Kapı eşiğinde sarhoş etmek için. Ve bedenimin bütün küfrü Tanrıya doğruluyor bir meşale gibi Beni demirden ve giyinmiş yüzyıllardan Bir kule olarak biliyorlar Ve onları korkutan ve öldüren aşkıma lanet ediyorlar Onların sevdiği yağmalanmış kalp Bunamış akıl, belirsiz ruh İçimde özellikle onların kinlerinden ve öpücüklerinden gelen iğrenme -Kavşakların loş kadını Neyi beklemek bunca uzun günlerden sonra Neyi beklemek? kaldırıma büyük bir altın patlaması olarak yansıyan akşamla yüklü güneşin bu saatinde o sevgiliye doğru, şehir uzandığı zaman yılanvari yalımlara ve yollara, kadın: ufukta her zaman ayakta umutsuzluğun köpekleri Ruhumun gözlerine doğru havladı Öylesine uzun, iki gözüme doğru Öylesine uzun ve öylesine uzakça bu akşam İki kara gözümün ayına doğru, söyleyin, hangi yangın ve yelemin hangi sıcaklığı onları altın bedenim boyunca koşturan? Ve hangi gazap kışkırtıyor böbreklerimi Köpeklerin sanrılı gözleri önünde? Ve ben dahil, söyleyin, hangi ateşli valhalla Dudaklarımı ateşe verme sırası bende Ve alarmlarla kışkırtılmış hangi ufka doğru Ve hangi siyah cennete yol alır göğüslerim Söyleyin, hangi çağrı ve hangi korku gelir bu akşam beni kendimin dışımda avlamaya şehirlerde, meydanlarda yıldırım gibi çarpan aşağılık kraliçe mi? -Kavşakların loş kadını Neyi beklemek bunca uzun günlerden sonra Neyi beklemek? Yazık! Ne zaman gelecek gelmesi gereken-belki bugün- kim gelmeli benim umuduma doğru kaderde kim gelecek? İyileşmez ve sarsıcı çılgınlık sanrılayan göğüslerime kadar yükselmeyi kendinde hissedecek olan bedenim ateşli ve solgun giyiniyor katillerin iki eline doğru ben hiçbir şeyden korkmayanım ve kimseden çekinmeyen ben en yüce baştan çıkartıcıyım. Söyleyin, o halde kim beni arzulamalı bu akşam Bir bataklığın derinliklerinde? -Kavşakların loş kadını Neyi beklemek bunca uzun günlerden sonra Neyi beklemek? -böyle bir adam bekliyorum kırmızı bıçaklı

Bu metin şairin özgün dilinde (Fransızca) değil, bir çeviridir.

Kamu malı: şairin ölümünün üzerinden 70 yıldan fazla geçti.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.