Akasyalar Küserken

E Engin Badem
0 Altın Yaprak
Kalemimim küs hala mürekkeple Sayfalarımda binlerce soru işareti. Hayatın yüklemi en başta Özne cansız,zamirde kan(!) Başımı vursam taşlara, Gider mi? bu buhran... Anne nedendir? Nedendir? emeklemeden, Hayata altı adım geriden başlamak. Nedendir? Hasreti ranzama, Vuslatı mahşere saklamak... Allah'ım. Sorular soru içinde, Sus pus olmuş; Aynadaki ben İnanır mısın? Anneciğim Oğlun... hiç ağlamadı desem... Avluda; Büyüttüğüm mor menekşeleri, Saramadım ak kundaklara. Ve devşiremedim, Sivas akşamlarına. Yalnızlığımla ısıttığım ellerimin Buğusuna hasretini yazdım. Sonra sana... Yüzümün coğrafyasından Tebessüm provaları yollayacaktım Olmadı anne... Olmadı işte, Gülemedim ki yine... Al bu hatıramdır. Al, umudumla sevişen, Göz yaşlarımı yolluyorum sana... Kırk dört plakalı bir şehrin Altı adımlık voltasından Arta kalan adımlarımı yolluyorum. Suçumu bilmesem de Suçsuzluğumun mertliğini yolluyorum. Bırak! Kızılırmak karışsın hüzünlü akşamlara Ben hala küskün Ben hala kırgınım hayata... Anne; Eğme başını ne olur Eğme bu kadar. Hicran hiç kimseye yakışmadı Sana yakıştığı kadar... Anne isteme... Uçurtmasını görünce özgürlüğün. Gözlerimi maviler çaldı. Neylersin ki Kanadına takılmadı kollarım. Kollarımda iki baston eşlik etmekte Bir ben hariç herkes o raksı seyretmekte. Anne okşama, okşama saçlarımı.. Saçlarımı kırağılar aldı. Oysa sana, Yüreğimin yanardağından lavlar sunacaktım. Oysa sana, Evladın olmanın mutluluğunu tattıracaktım. Oysa sana Sivas dağlarından nergisler toplayacaktım. Olmadı işte yapamadım. Kapında bir "Küskün Akasya" Cebinde acıların tohumu. Kızma ne olur hiç yazmadım diye Oysa sana, Hasret kokan mektuplar yazacaktım Tırnaklarım kelepçede emanet kaldı... Kırk dört plakalı, Bir şehirde soluyordu yarınlarım, Dirhem dirhem eriyordum. Sen bakma başımın dikliğine İçten içe çürüyordum... Hani demiştim ya "Cemrelerin düşme vakti saçlarımıza sehpalardan, Acısı kaldı yüreğimde yaşanmamış sevdalardan." Anne ölüm öldürülseydi eğer, Çeker miydim bu geçmişin elemini, Biliyor musun? Her gece düşümde, Dikilip durur karşıma Darağacında Ahmet'in gözleri... İlk trene binmeliydim, Ve yenilmemeliydim, Cebimdeki son çay parasına... Rayların gıcırtısında yakmalıydım cıgaramı, Birde tutturmalıyım ki "Sivas'ın Yolları" nı Gece vakti gelmeliydim kapına Soluk soluğa düşmeliydim. Üzmemeliyim kapıdaki tokmağı Anne...ne olur ne olmaz, Sen haber salda, Boşuna beklemesin, Beni akşam sefası...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.