Gözlerin Ki

E Engin Badem
0 Altın Yaprak
Gözlerin İstanbul kadar kutsaldı, Ve ben Fatih kadar mağrurdum sana... Tarihler ne milattan önceydi, ne sonraydı milattan, İnce bir tül gibi karanlığa düşen neydi ufuktan. Yalnızlığın adı kaldı çehremde, dallarım bıçaklandı İnce bir hazin düştü gövdeme lisanım saçaklandı Şimdi taşlara resmedilen bir gülüşün kaldı geriye Ve kitaplara düşen dipnot "ölüşün" kaldı geriye. Hangi melek kıyar ki Sevdasına acı nüksetmiş iki yeşil buğuya, Kan bulaşmış yazık! Ak beyaz bir kuğuya. Sen sus konuşma ben biliyorum, Dallara yeşil giydirmiş gözlerindi. Ve bir sigara dumanında kaybolan Rüzgara ram olmuş gözlerindi. Özlemin İstanbul kadar yakıcı Ve ben Fatih kadar tutuşmuştum. Gözlerin Taç Mahal kadar eşsizdi, Ve ben şah Cihan kadar yangındım sana... Gözlerin ki ince bir dokunuştur ruhuma Kaymasıydı gökten yıldızın ve düşmesiydi avucuma. Benimse sahte bir güldür cesedim, Kokusundan ayrılık tüten. Çocuklar can taşır minik sırtında ince narin, Benimse kabrimde, karıncalardır bana küsen. Uzak bir zemheridir bakman göğe bensiz, Uzanamam biliyorsun, kollarım kırık ve çaresiz. Özlemin Taç Mahal kadar eşsizdi, Ve ben Şah Cihan kadar aşığım. Gözlerin Nuh'un gemisi kadar kutsaldı Ve ben tufan kadar çaresizdim sana. Rivayet o ki ilk düşen senmişsin gökten, İlk dokunan senmişsin güneşin sırtına, ellerinle Kahreden bir gurbetmiş oysa uzaklar, Ve sinsi bir sutrede ellerine kına sürmüş tuzaklar. Ben bakamadım gözlerinin ta içine Ve dokunamadım kına kokan ellerine. Şimdi şaha kalkan iki adım yalnızlıktır, Toprağı yarıp çıkan her şey tanıksızdır. Bir dert ki işte ekmek kadar masum, zakkum kadar asi Ne olur yalvarırım silme gözlerimdeki sisi Özlemin Nuh'un gemisi kadar kutsaldı. Ve ben tufan kadar yorgundum. Gözlerin Belkıs'ın tahtı kadar kutsaldı Ve ben Süleyman kadar aşıktım sana. Bir ten düşüp sıyrılınca keyfiyetinden aşina, Ve ıslanınca yanağımda ruhum. Bir kuş cıvıltısı karışır sensiz ağıtıma, Bir sebepsiz lale açar,intihara gebe Hep çıldırmış bir zemheriye tutulur düşüncem Sebebi sen değil misin söylesene? Şimdi; Ellerinle bir gökyüzü sun ne olur, Semasında gözlerin kamerim olsun, Kov yalnızlığı çehrenden gülüm kov... Sulamasın toprağımı gözlerin. Al kabul et sana doğurdum tüm sevgilerimi. Bir, bir çarmıhta astım nefretlerimi. Bilirsin ki; Özlemin Belkıs'ın tahtı kadar kutsaldı, Ve ben Süleyman kadar yangındım.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.