Taşınmaz bedende hissedilir Dikili taştır ah bu sevdalar Yarası yürekte ızdıraptır Çakılı mıhdır ah bu sevdalar…
Engin NAMLI 1975 yılında Kastamonu'nun Azdavay ilçesinde dünyaya gelmiştir. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler Mezunudur. Evli 2 çocuk babası olup,İnsanlık ve doğanın yaşam felsefesine gönül vermiş, Şiirin büyüsüne kapılarak gönül deryalarına yelken açmıştır. Halen TRT GENEL MÜDÜRLÜĞÜN de görev yapmaktadır
Engin Namlı şiirleri
yaşamak zor dostum çareler direnç odağında iki büklüm düşe kalka koşacaksın zaman tüneline ağlasanda sızlasanda zaman ihtiyarlatacak seni işte o zaman anlayacaksın dünyanın yalan o…
Işıksız gecelerde sensiz düşler kurdum Çoban gibi rüyalarda peşinden koştum Soğuklarda ayazlarda bekledim durdum Seni ne kadar sevdiğimi anla artık…
Ana rahminden doğuma kadar Karnında beni taşıdın anne Zahmetimden kurtulana kadar Sancılarıma katlandın anne…
Gülen çehrelere hep hayran kaldım Tatlı bir tebessümü arar oldum Her hayalimde bir murada daldım Derdin, sineme girdiğinden beri…
Ardımızdan yalvardı bütün ahali O kadar dil döktüler fakat boşuna Ellerimiz bağlı bir mahkum misali Götürdüler bir tahta yolun başına…
Sevgilerin ötesine seninle aşmaktan Ateşine yanıp alevinle tutuşmaktan Gönül çeşmemden akıp deryana karışmaktan Sana alışıp,aşık olmaktan korkuyorum…
Aşk ne kadar hoş şeymiş ama kim farkında Duyguları döndürmüş gönüller çarkında Kara sevdaya düşenleri ırmağında Asırlarca coşkusundan yerlere vurmuş…
Birbirimizi hiç tanımaz selam vermez olduk Kara günde gönülden el uzatmayı çok gördük Hep kendimizi beğendik her şeyleri çok bildik Günü günle kurtardık yarınları şansa verdik…
Esaretin olduğum aşktan ayrıl diyorsun Ne beni dinliyor ne de bir söz ediyorsun Gönlümdeki yerini görmeden gidiyorsun Elveda anılara merhaba yalnızlığa…
Melul aşıklar gibi yas tutmadın mı? Hicran ateşi seni dağlamadı mı? Leyla ile Mecnundan ders almadın mı? Ne olur ayrılığı isteme benden…
Çorak çölleri süsler yeşil doğanın örtüsü Susuz topraklar bayram eder yağmuru görünce Süslenir kız gibi dallarda her renkte çiçekler Doğa bir hoş olur dağları taşları örünce…
Gece gündüzü kucakladığı an Bana gel sevdiğim işte o zaman Yaprağın yelden korkup kaçtığı an Bana gel sevdiğim işte o zaman…
Bilmeden kırdıysam eğer kalbini Bu canı ölüme bedel sayarım Olur da söylemez isen derdini İnan hayatımdan bile cayarım…
Çağlarım dereler gibi hasretinle Uzaklardan gönlüme sevdan aktıkça Ağlarım her gün gam yüklü kasvetinle Buluştuğumuz yerlere hep baktıkça…
15 / 75 gösteriliyor