Savurduğun her rüzgara akşam değdikçe Anımsa gündüzlerimde yaşattığın geceyi Ruhun kavrulsun Sende şimdiki hafiflik geleceğinin yükü…
Tutuklanmış dakikalar ve saniyeler Ve pususunda bir mavi öfkenin halen saatlerim Zamanı geldi ki Yaşanmışlığı vurup kambur sırtına o zamanın…
Dün gece uyuyamadım Kalkıp kağıt kalem aldım Görülmeyenin sahiline Hayal kayığı ile vardım…
Anadoludur benim için ellerin. Çizgileri yakılmış köyler yolu viran gönlüm. Karalara yapınmış bir doru at, belki de Bataklıkta hanesi, yazgısı beter ömrüm.
Evvel bahar olunca Kalbe kalp vurunca Ağırlığımca hissettim sevgiyi Ağırlığınca…
Varolmanın hafifliğidir, taşır Bir karınca ya da bir böcek Kelebeğin kanadında mühürdür zaman Konduğunda koynuna, bitecek
Ruhlarımızın sürtünmesinden çıkacak kıvılcım Alev olup yakacak bedenlerimizi Ve ben seni kaybedeceğim Zevkin içinde, günahın verdiği…
Tapıyorsun varın içindeki yoka Farkında mısın yokun içindeki varın? Odur aşk ki özü eritir kutupta O aşk ki sağlaması yapılamaz aşkın
Göğüs kafesimden içeri Kıpıdanan yere doğru Sıcaklığa doğru bir yerde Rastladığında o kapkara yaraya…
Kara sevda derler, bir kez düştüm içine Akıl sır ermiyor şu gönlümün işine Ben yolu bağlarım, yol bağlanmaz düşüme Karlı puslu bağlarım medet ya Ali…
Kendi bedeninde sürgünse kalp, Yerin, yurdun ne önemi var? Özün dağına tırmanan tüm yollar sarp, Uçurumunda su, sonunda ateş var.
Sürgüne yolcudur, vuruşu uğursuz olsa da kalp, Umman olup sen kudur, boğulmayacak! Tek komutan O’dur, varamadan çıksa da harp, Sana itaatsizlik onur, yapmayacak, yapmayacak!