Yıllardır "elimden geleni ardıma koydum" Okuduğum sayfalardan uçaklar yapıp Uçurum kenarlarında oturdum Çok dehlizlere, anlamsız derinlere…
Kaç sesi siluetine heba ettim-de Kaçmadım ! İnada vardım,sana vardım Oysa sen,düşüp parçalanılacak yar(dın)…
Mısralarım var, birbirini sevmeyen Mısralarım, mısraların İkiside yarım, ikisidir halbuki bütün varım Tüm insanlar yaptıklarından…
Bir gün Şu Şirinevler meydanında, İğnenin yerçekimi muafiyetinden değil Günlerden ana baba olması dolayısıyla…
Elleri kartmak,kartmak Gülüşleri ak Boyacı çocuklar Yazık, parlatmak zorunda…
Yenilgim,tek dostum Çünkü zifiri karanlıklarda da yitmiyor. Olmazlarım,kuru ekmek kırıntıları gibi Kutsanmış bir kere,yere dökülenleri…
Kimi anlamış seni Onlarda benim gibi savrulmuş, Deriler yüzülmüş,darağaçları kurulmuş Birinde Nesimiler ötekinde Pir Sultanlar doğmuş…
Bahane gülden, bülbülden Barıştırmam, barıştıramam. Daha mı zararlı sanki ? Kenevir gülden...…
Bir yılın dört mevsim olması; Ay ile güneşin komplosudur Yoksa gökkuşağıda Yer yerine göğe çizilmiş çocuk oyunumudur ?
Sen gökyüzüsün aslında ! Kırıp darılsanda,yağmurların güneşe yar Maviş çocukları olmuş göğe kuşak tadında Parçalanır içinde, zılgıtlar,bir yanında havar…
Bu bir düştü, düştü yerlere. Çığlıklara sığınıp ağlamak istiyorum Ne seni beklerken kuruyan -gülü- Ne de yazarken üşüyen ellerimi…
Sevdiğin türkü çalındı Yüzün geldi aklıma,üzüldüm Erkekliğim,yüreğime alındı Ağır ağır çekildi,koşmadan yitti.…
Kadrini yeni anladım Beni affet ey şehir Coğrafya öğretmenime sürgündün, Hiç ezilmeden mağrur ama üzgündün.…
Taşınılmışsa artık! Toplu konut saçmalığına Yağmur altında kalan koltuk Çalınan henüz tüyü bitmemiş ayvalar…
İsyan için yenmeyişindeydi, Ekmeğin kutsallığı, Komşusu açken,tok yatan Bizden değildi hani?
15 / 42 gösteriliyor