F Faik Ali Ozansoy

Faik Ali Ozansoy

9 şiir · 1876 — 1950

0 Altın Yaprak

1876’da Diyarbakır’da dünyaya geldi. Birkaç nesil şair yetiştirmiş bir ailenin çocuğu idi. Asıl adı Mehmet Faik idi. Tarihçi ve şair Diyarbakırlı Saîd Paşa'nın küçük oğlu ve aynı devir şairlerinden Süleyman Nazif'in kardeşidir. İlk ve orta öğrenimini Diyarbakır'da, lise ve yükseköğrenimini İstanbul'da Mülkiye Mektebi'nde tamamladı 1901. Öğrenim yıllarında Servet-i Fünunculara katıldı. Topluluğun en genç üyelerinden birisi idi. Servet-i Fünun dergisinde yayınlanan ilk şiirlerinde “Zâhir” mahlasını kullandı. Edebi yaşamının bu döneminde tam bir ferdiyetçi idi; diğer Sevet-i Fünuncular gibi aşk ve tabiat konularını işledi; ağır bir dil kullandı. Özellikle Abdülhak Hamid’in şiirlerinin etkisinde kaldı; şiirleri Abdülhak Hamid ve Servet-i Fünun şiiri arasında bir köprü görevi gördü. Okulu bitirdikten sonra birçok yerde kaymakamlık ve mutasarrıflık görevlerinde bulundu. İlk görevi, ağabeyi Süleyman Nazif’in mektupçu olarak görev yaptığı Bursa’da maiyet memurluğu idi. Sındırgı, Burhaniye, Pazarköy'de görev yaptıktan Mudanya kaymakamlığına terfi etti. 1908 yılında Bursalı Haydar Paşa’nın kızı Mevhibe Hanım ile evlendi, bu evlilikten beş çocuk sahibi oldu. 1908 yılında Mithat Paşa için yazdığı uzun manzume ile ferdiyetçiliğin yanında kendi toplumu ile de ilgilenmeye başladı. İlk şiir kitabı Fani Teselliler'i 1908’de yayımladı. Eserlerinin çok uzun süre yaşamayacağını düşündüğü için kitaba bu ismi vermişti. 1909'da Fecr-i Ati topluluğuna başkanlık etti. Topluluğa adını o verdi. Nesiller arasındaki köprü görevini Servet-i Fünûn ve Fecr-i Âtî grubu arasında da sürdürdü. 1910’da Midilli’ye, ardından Erzurum’a atandı. 1914 yılında Kütahya mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Kütahya’daki görevi sırasında askeri bir önlem olarak çıkartılann Tehcir Kanunu’nu Talat Paşa’nın baskılarına rağmen uygulamadı, şehrin Ermeni halkını korudu. Kütahya’daki cemaat olaylar yatıştığında Faik Ali için Kütahya Ermeni Kilisesi'ne bir şükran kitabesi koymuştur. Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı sırasında yazdığı şiirlerini “Elhan-ı Vatan” adlı kitapta topladı. 1918’de “Payitahtın Kapsında” adlı oyunu kaleme aldı ve bu eserde Çanakkale Savaşı sırasındaki bir aşk öyküsü ile vatan temasını birlikte işledi. İki perdelik eser, sahnelenmekten çok okunmak için yazılmış manzum bir piyestir. Mütâreke döneminde birkaç ay Diyarbakır valiliği yaptı. 1920’de Ebubekir Hâzım Bey'in dâhiliye nâzırlığı sırasında müsteşarlığa getirildi ise de, iki ay sonra kabinenin düşmesi sonucu, bu görevden istifa etti. Faik Ali Bey, Diyarbakır valiliği sırasında 1919’da Erzurum Kongresi’ne şehirden heyet gönderilmesi istendiğinde reddetmişti; bunun etkisiyle cumhuriyetin ilanından sonra dışlandı, kendisine görev verilmedi. Son idari görevi, Osmanlı dönemindeki Dahiliye Nezareti Müsteşarlığı oldu. Ailesi ile İstanbul’a giden Faik Ali Bey, Mülkiye Mektebi’nde Fransızca öğretmenliği ve Saint Benoit Fransız Lisesi’nde ise Türkçe öğretmenliği yaptı; büyük geçim sıkıntısı çekti. 1933 yılında öğretmenliği bırakarak oğlu Munis ile birlikte Ankara’ya geldi; kendisini edebiyata verdi. Oğlu ile birlikte 1936’da “Marmara” adlı aylık bir dergi çıkardı. Dergi, sadece 10 sayı yayımlandı. I. Dünya Savaşı yıllarında yazdığı ikinci oyunu Nedim ve Lale Devri'ni 1950’de tamamlayıp yayımladı. Eser, aruz ölçüsüyle yazılmış manzum bir piyestir. 1 Ekim 1950 tarihinde geçirdiği bir kalp krizi sonucu Ankara’da vefat etti. “Abdülhak Hamit’in ayakucuna gömülmeyi vasiyet etmiş olduğu için cenazesi İstanbul'a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. İsmet Binark ile Nejat Sefercioğlu, 1970 yılında Faik Ali Ozansoy Bibliyografyası'nı yayınladılar. Kimi şiirleri Bimen Şen, Cinuçen Tanrıkorur, Ruhi Ayangil tarafından şarkılaştırılmıştır.

Fani Teselliler (1908)

  • Temasil (1912)
  • Elhan-ı Vatan (1915)

Piyes

  • Payitahtın Kapısında (1918)
  • Nedim ve Lâle Devri (1950)

Güfte

  • Zaman olur ki ânın hacle-i visâlinde
  • Sâhilden uzaklaştık elin şimdi elimde
  • Yıldızlı semalardaki haşmet ne güzel şey

Faik Ali Ozansoy şiirleri

Arama yardımı

Ben isterim ki bütün sânihât-ı kalbiyyem Şebîh-i nağme bir âheng-i bî-karar olsun. Ki hande-nâk, fakat gizli gizli girye-nümûn; Kuyûd içinde, fakat hür, açık fakat mübhem…

474

Gittin, bu yerde şimdi şafaklar gurub eder Hissiz birer gülüşle bu hakin muhitine; Gittin, bu yerde şimdi soğuk, kar ve fırtına; Gittin, o yerde hüsn-i mevasim hubub eder.…

392

-Çok kükremiş deniz, yine her dalga kalbime Bir korku serpiyor; kaçalım… Eyliyor hücum Her dalgadan hayalime ehval-i muzlime. -Yok, sevdiğim, nasıl gülüyor hake bak mücum;…

429

Eskimez, eski bir lisânım var. Zinde, tâbende bir zebânım var. Yeni neslin yabancı olduğu bir…

492

Ah ey deniz, güzel deniz, ey nazlı Marmara! Bilsen ne hasretim var o mahmur ufuklara, Bilsen ne özledim seni?.. Hicrinle kaç sene Bir münzevî hayatı geçirmekteyim yine.…

444

Yıldızlı semâlardaki haşmet ne güzel şey Mehtâba dalıp yâr ile sohbet ne güzel şey Dünyamızın üstünde bütün ruhlar uyurken…

468

Bir başka çare görmüyorum hiç ifakate Ey ruhum iltica et ilâhî tabiate. Ondan deva, şifa ara, ondan sükûn ara.…

451

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.