Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı Ordumun düşmanı yıktığı gündür Kadını erkeği bir yürek olup Cephelerde şimşek çaktığı gündür…
1952 yılında Artvin’e bağlı Şavşat ilçesinde dünyaya gelmiştir. Yetiştiği yeri doğa harikası olarak tanımlayan Biber, bu bölgede okuma oranının çok yüksek olduğunu belirtmiştir. Annesini ve babasını küçük yaşlarda kaybetmiş ve belli bir yaşa kadar halasının yanında yaşamıştır. Yüksekokul mezunu olan ozanın mesleği öğretmenliktir. İlk şiirini öğretmen okulundayken ‘Malazgirt Zaferi’ konulu şiir yarışmasına katılmak için yazan Biber, yarışmada üçüncülük kazanmıştır. Öğrenciliği boyunca yazmaya devam etmiş; ancak bu şiirlerini biriktirdiği defter, okuma yazma bilmeyen bir yakını tarafından yakıldığı için bugüne ulaşamamıştır. “Defterle beraber yazma isteğimde kül oldu” diyen Biber, uzun yıllar sadece çok etkilendiği olaylar için almıştır kalemi eline. 2008 yılında bir şiir sitesine üye olmasıyla düzenli yazmaya başlamış ve kısa sürede büyük ilerleme kaydetmiştir. Bunu da: ‘Hapsettiğim duyguları Saldım işte yazıyorum. Ellisinden sonra şair Oldum işte yazıyorum.’ dizeleriyle ifade etmiştir. Doğduğu bölgede ‘Âşıklık geleneğini devam ettiren birkaç büyüğü olduğunu ve onları dinlemenin büyük haz verdiğini dile getiren Biber’in bu geleneğin içerisinde olmasının yetiştiği çevreyle de alâkalı olduğunu söyleyebiliriz. Rüyaya ve badeye inanmadığını söyleyen Biber, sadece ilhamla uykudan uyandığı zamanların olduğunu belirtmiştir. Fatma Biber; geleneksel usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişmemiş; fakat şiire ilk başladığı yılda ustalardan uyarı ve yardımlar almıştır. Çırakların ustasına bağlılığı, geleneğin tüm detaylarının öğrenileceği bir öğrencilik sistemi olarak tanımladığı âşık koluna kendisi mensup değildir. Mahlası Biber olan ozan, bu mahlası soyadından esinlenerek almıştır. Genelde koşma tarzında şiirler yazmış, bunun yanı sıra nazire yazmanın da özel zevklerinden olduğunu dile getirmiştir. Yazdığı şiirleri ilk haliyle bırakmayı tercih etmiş, ilk halinde duyguların çok daha coşkulu göründüğünü dile getirmiştir. Ancak ustaların “Şiiri demlendir” sözü üzerine şiirleri üzerinde değişlik yapmaya başlamıştır. Yazdıklarını kaydeden Biber’in şiirleri çeşitli antoloji ve dergilerde ve gazetelerde yayımlanmıştır. (Doğulu Halk Şairleri Bekir Karadeniz-Orhan Bahçıvan, Kara Mavi Yayınları Aralık 2009- Mart 2010,Yöresel Kültür, Tanıtım ve Sanat Dergisi, Artvin Şavşat, Aralık 2009, Bir Demet Şiir-Ahmet Ayaz Zemge Yayınları-Seçki Dizisi, Nisan 2009) 08 Artvin Gazetesi, Kumru Edebiyat Dergisi. “Sevdiğim” isimli şiiri Orhan Bahçıvan aracılığıyla Gökhan Ataman tarafından bestelenmiştir. Sevgim sana sicim sicim yağarken Çıkıp keşke ıslansaydın sevdiğim Yıldızları birer birer sağarken Şu göğsüme yaslansaydın sevdiğim Güneş olup eritmeyi isterdim Her derdinden arıtmayı isterdim Gücüm katıp yürütmeyi isterdim Bir gün bana süslenseydin sevdiğim Tek varlığım yüreğimi gönderdim ‘Çekip gitme yüzün beri dön’ derdim ‘Sensin artık canımdan da ön’ derdim Duyduğunda seslenseydin sevdiğim Alevlere döner idi külümüz Bülbüllere döner idi dilimiz Ayrılmazdı asla bizim elimiz Sevdam ile beslenseydin sevdiğim Kuralıyla yazan, her konuya değinen, yaratıcı ve duygu veren herkesi üstad kabul etmiş, buradan hareketle tarzını Karacaoğlan ve Yunus Emre’ye benzetenler olmuştur. Saz çalmayı bilmediğini ve gelenek içerisindeki âşık atışmalarına katılmadığı; ancak internette şiir sitelerinde bu atışmaların düzenlendiğini ve onlara katıldığını dile getirmiştir. Bir ozanın atışmaya davet etmesi üzerine; “Ustalar ustası bir çağrı yapmış İcabet etmemek, kırmak yakışmaz Tanrı’nın izniyle, ozanlık kapmış Nazlanıp, yokuşa sürmek yakışmaz” dizelerini yazmıştır. Geçmişteki âşıklarla günümüz âşıkları kıyaslandığında, bugünün âşıklarının olanaklar ve teknik açısından daha iyi durumda olduğunu, onların daha geniş kitlelere ulaşabildiğini belirtmiştir. Bunun için en önemli etken teknolojidir. Teknolojinin âşıklık geleneği üzerinde olumlu etkilerinin çok fazla olduğunu dile getiren Biber, kendiden bir örnek vererek “Şiir siteleri, şiirlerimin bugün bu düzeye gelmesinde büyük rol oynadı” demiştir. Ayrıca günümüzde açılan şair kafeleri’nin de etkisinden bahsetmiş, bu kafelerin gençlere şiiri sevdirdiğini, şiir yazma, kendini ifade etme yeteneği kazandırdığını, şiir yazanların da kendilerini bu yolla geliştirdiklerini söylemiştir. Âşıklığı Tanrı’nın armağanı olarak nitelendiren Biber, bu yetiye sahip olanların araştırma ve incelemelerle kendilerini geliştirmelerini, çevresine halk şiirini sevdirmeye çalışmalarını, amatörlerin yetişmesinde yardımcı olmalarını, yeteneğini sergileyememiş olanları keşfedip edebiyatımıza kazandırmaları gerektiğini söylemiştir. Köylerimizde adını duyuramayan büyük yeteneklerin varlığından bahseden Biber, devletin bilimsel araştırma projelerini desteklemesiyle bu değerlerin ortaya çıkarılacağını ve böylece eserlerinin kayıt altına alınacağını dile getirmiştir; çünkü bu eserlerin kaybı halk şiirinin de kaybı olacaktır. Kaynak: 'Sazın Ve Sözün Sultanları - Yaşayan Halk Şairleri 5 Gazi Kitabevi - Mayıs 2011 Ezgi Bolçay Gazi Üniversitesi Halk Şiiri Araştırma Görevlisi Dipnot-1 Daha Sonra Bestelenen Şiirlerim: Küstüm Sevdiğim (Tekfûri) Özledim Seni (Tekfûri) Devlet Baba Duy Beni (Tekfûri) Beni Yine Sever Misin (Tekfûri) Gelin Canlar Bir Olalım (Tekfûri) Seni Bekleyi Bekleyi (Tekfûri) Dipnot-2 Bu kitap hazırlanmaya başladıktan sonra Orhan Bahçıvan ‘BÜLBÜLAN’ mahlasını verdi. Yakınlarımın ricası ve kendi isteğimle köyümün adını tercih ettim ve ‘Bülbülan’ mahlasımı ‘MERYALI’ olarak değiştirdim.
Fatma Biber şiirleri
Gönlümün kapısı ezelden açık Sevdiğim gelmeni arzuluyorum Çat kapı izinsiz biraz da kaçık İçeri dalmanı arzuluyorum…
Dümenim çevrildi dönülmez yola Gelemem bir tanem bekleme beni Kaptanım vermiyor arada mola Gelemem bir tanem bekleme beni…
Güllerini bugün aldım Hepsi canlı duruyorlar Yüreğimde suya saldım Bana huzur veriyorlar…
Mazimizle şimdi dertleştiğimi Bilmeni isterdim, biliyor musun? Oturup resminle, yüzleştiğimi Görmeni isterdim, biliyor musun?…
Bak gönlüme yine düştün köz gibi Gençlikteki sevda gibi öz gibi Göz gözeyken ettiğimiz söz gibi ..........Bil sevdiğim bil bendeki seni bil…
Beni dost olarak seçen dostlarım Bugün beni biraz yalnız bırakın Bana yeni yollar biçen dostlarım Bugün beni biraz yalnız bırakın…
Candanım dostlar, canım dostlar Kaynıyor bugün kanım dostlar Vuslatın kucağına düştüm Bugün en güzel günüm dostlar…
Daveti kabul edip, tanışmaya gelirsem Sohbetinden tat alıp, takılırsam kalırsam Gözlerim gözlerinde, elin elime alırsam Canına sarmalayıp, can diye bakar mısın?…
Biriyle tanıştım, günün birinde 'Şiirlerin baldan, bal' dedi bana Duyguları coşmuş, yerli yerinde 'Gir gönlüme orda, kal' dedi bana…
Görün dostlar ne hallere düşmüşüm Değer bilmez bir zalimin elinden! Haşlanmışım kavrulmuşum pişmişim Değer bilmez bir zalimin elinden!…
Ben rüzgar gülü, Sen deli rüzgar.…
Ey… Sevgilim, bir gün bana Gel deseydin, gelmez miydim? Gir gönlüme, hep gönlümde Dur deseydin, durmaz mıydım?…
Bugün sevdiğime cevabım yazdım Gönlümün sesini mısraya kazdım Özleminle ben de canımdan bezdim Sensizlik bana da zûl diye yazdım…
Bugün sevdiğimden bir name aldım Seninle yaşamak bal diye yazmış Sevindim, şaşırdım, öylece kaldım Sensizlik işkence, zûl diye yazmış…
15 / 35 gösteriliyor