Meçhul Çocukların El İşi Vazifesi

F Fazıl Hüsnü Dağlarca Fazıl Hüsnü Dağlarca
0 Altın Yaprak
Oturmuştuk büyük masanın etrafına, Babam gazete okuyordu, biz ders çalışıyorduk. Hesap vazifesini aceleyle yapıyordum, Vardı benim içimde başka yolculuk. Nihayet sıra geldi babamdan çekinerek, Çıkardım el işi defterimi çantamdan. Mektepte başladığım bir iş vardı nur gibi Ki nur kesiliyordum aklıma geldiği an. Masallar ve rüyaler gibi kalpler kesmiştim, El işi kâğıtlarının birçok rengiyle. Renklerin arasındaki sevgiyi anlayarak Yapacaktım onlardan bir aile. Birbirlerinden sonra çok güzel oldular, Ellerim yanıyordu değdikçe onlara. Kalpler, parlak, güzel ve bin hülyaya doğru, Kalpler, yaşar gibi, rabbim ne manzara. Ve nihayet dirseğimle dürttüm, Çağırdım kardeşimi saadetime kadar. O baktı ve hepsi baktı hayretle, Kitapları terkedip hülyama karıştılar. Artık el işi kâğıtları fazla mı parlıyordu, Kalplerin zarif şekli daha mı incelmişti ne. Annem bile çevirmişti başını, Ilık odamızın bu tuhaf sessizliğine. Ve babam birdenbire hissetti Gözlüğünün üstünden süzdü halimizi. Kızıyor gibiydi kitaplar bırakılmış, Bana işaret verdi ablamın dizi. Mavi damarları çıkmış kocaman elini, Uzattı babam bize doğru gülerek. Aldı defterimi ve seyretti tatlıca, Başını sallarken dedi: güzel gerçek. Fakat düşmüş bir tanesi, diye devam etti, O zaman biz güldük yaramaz ve çılgın. Beyaz kalbi görmemişti ne tuhaf, Hayretimiz ve neşemiz üstündeydi hayatın. Ve birgün bana baban öldü dediler, Hissederken renkleriyle nasibim olan yurdu. O el işini hatırladım, ağlayarak, Acaba onlar da mı beyaz kalbi görmüyordu!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.