Çımacı

F Fulya
0 Altın Yaprak
Rıhtıma geldim bu gün,değişmiş tanıyamadım. O eski Balıkcı sandalları yok artık. Kaldırmışlar, o soluk ışıklarıyla yanan sokak Lambalarını. Yol kenarına Ağaclar sıralanmış. Seni hatırladım Çımacı ve o zamanları hani varya, Rıhtımlarda ışıkların yandığı an, bende şimdi öyleyim , kararmaya başlamış Dünyam. Hani senle ilk karşılaştığımız mevsim ilk tanıştığımız zaman varya, dertlerini anlatmıştın. hani kıskanmıştın gencliğimi, yeniden Baharı yaşamak istediğini söylemiştin, gözlerin dolmuştu. Başını cevirip denizin masmavi sularina bakarak tuzlu gözyaşlarını karıştırmıştın o derin mavi sulara. Sonra bir çocuk mahsunlugunla yüzüme bakarak gülümsemiş, bazan gelir böyle hatıralar beni yeniden yaralar, gecer giderler demiştin Ah Çımacı nekadar dogru söylemişsin,seni anlayamamışım ozamanlar. Biliyormusun şimdi degişti zaman. Artık Çımacılar yok Rıhtımlarda. Rıhtımdaki lambalar da soluk ışıklarıyla yanmıyorlar eskisi gibi artık. Hani, gelen balıkcı motorlarının hikayelerini anlatırdın, hani, gözlerin dalardı uzaklara bakıp derin bir iç çekerdin. O arada bir sandal gelirdi sen acele adımlarla ona doğru giderdin. Birden aklına ellerin gelirdi . Ellerin, Ellerin nasir tutmuştu. Utanırdın ellerinden, uzatmazdın kimselere, hissetmek istemezdin o nasırsız elleri ellerinde. Senin de bir gururun vardı ve tertemiz bir kalbin... Ne aşklar yaşanmişti senin rıhtımında ve ne çok ta ayrılıklar... Seni kahreden ayrılıklardı, içini ezerdi, kalbini burkardı bu ayrılıklar, kendin gelirdin aklına, kaçmak gitmek gelirdi içinden ama sen kaçamazdın, Acısı kahrederdi, bırakmazdı seni anıların yakalarlardı seni kıskıvrak. Oysaki nekadar çok sevmiştin O'nu O evet O seni bir türlü bırakıp gitmeyen O, seni kahreden seni paramparca eden O baktığın her yerde gördügün O, Balıkcı sandallarında kürek çeken, Rıhtım lambasına sarılmış poz veren, gözleri gibi masmavi denizde yüzen, gündüz güneşte, gece yıldızlarda, parlayan, sana doğru koşup ve bir anda yok olup giden seni karanlıklara boğan O! işte bu yüzden gidemezdin buralardan. . Sevmek mi diyorsun ah! sevmekmi? bulursan birakma,sıkı sıkı sarıl gitmesin gidemesin diyorsun. yine gözlerin dalıyor, alnın kırışıyor , yine bir damla gözyaşı süzülüyor yılların yıprattığı yanağından sessizce siliyorsun, parmaklarının arasında okşuyorsun sanki gözyaşlarını, ve birden genc bir delikanlı cevikliğiyle fırlıyorsun ayağa koşar adımlarla gidiyorsun orda kenarda tek başına kalmış bir ağacın yanına. Sanki gencliğini yaşıyor gibisin, Ağaca bakıyorsun bir müddet, sonra gözlerin ağacın yanında duran bir taşa dönüyor, çöküyormuş gibi oturuyorsun o taşa. AH diyorsun Ah !... Rıhtımdaki bütün taşlar, denizdeki bütün sandallar duyuyor ic çekişini ağir ağir kalkıyorsun oturdugun taştan sanki daha çok yaşlanmış gibisin, zor adımlarla geliyorsun yanıma. O sırada çocuk sesleri karışıyor rıhtımın havasina, birinin elide bir pilastik top. Belli ki top oynamaya gelmişler. Seni görüyorlar ve adeta koşuyorlar sana. Birden gözlerin parlıyor, cebinden renkli yaldız kağıtlara sarılmış şekerler çıkartıyorsun, ve dagıtıyorsun onlara. Belliki çok seviyorsun onları, sonra o pilastik topu alıp atıyorsun rıhtımın ortasına. Sanki aranızda anlaşmış gibisiniz. Bir müddet seyrediyorsun onları, sanra yine bir hüzün kaplıyor yüzünü. Sanki kimsenin duymasını istemezmiş gibi, benimde bir evladım olmasını isterdim diye fısıldıyorsun ve bana dönüp "sevmek mi diyorsun sevmek mi bulursan bırakma,sıkı sıkı sarıl,gitmesin gidemesin." Seni aradı gözlerim rıhtımda ,sanki görecekmiş gibi. Birden kalbim yerinden çıkacakmış gibi başladı çarpmaya - işte orada dedim uzakta deniz kenarında yine aynı yerde. Koşar adımlarla yaklaştım yanına , nefes nefeseydim. kanım akmazdı eğer o anda kesselerdi kısık bir sesle -merhaba, dedim. Ağır ağır başını kaldırdı yaşlı adam, bir çift göz,... yabancı bir çift gözdü bana bakan. Bir anda bumbuz kesmişti her yanım. Kendimin bile duyamadığım bir sesle seni sordum, yaşlı adam yavasca yerinden kalktı, beni, şimdi sıra sıra dikilmiş ağacların arasında bir yaşlı ağacın altına getirdi, yanında hala duran taşı gösterdi. -Bir bahar sabahı burda bulduk O'nu ne tuhaftır ki gülümsüyordu. Birşeyler yazmak istemişti besbelli. Dedi yaşli adam, ama biz bir mada veremedik. Taştakı yazmaya çalıştığın yazılar silinmeye başlamıştı artik. Bana yabancı olmayan , hiç unutamadığım , senden bana kalan tek hatıra... "Sevmek mi diyorsun, ah sevmekmi!.." BULDUYSAN bırakma, sıkı sıkı sarıl , gitmesin gidemesin Gidemesin. Şubat 2002

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.