Gözlerin bedenimde yangınlara yol açıyor Ateşin kanımı kaynatırken Ruhum titriyor Saçtığın ışık arasında aradığım bir karanlık köşe…
Belki rüyalarımın sonu belki de rüyalarımın başıdır beyaz elbisem…
Bir anda çıkmış olacaksın karşıma Sevgilim... Tam o anda yüzün yazılacak bahrıma Ah...…
Şimdi ben gidiyorum ya artık hep beni arayacak gözlerin Gökyüzünde arayacaksın beni…
Çok uzaklarda bıraktım onu koskoca okyanus aramızda doğru yanımda değil belki ama…
Her gece sen bir yandan ben diğer yandan çekerken o tek yorganımızı aklımızdaki ayrılıp ayrılmama düşüncesi gibi…
Gelirsen eğer gece gel gece gel ki yüzün karanlığa bulansın gece gibi derin karanlık gibi sonsuz…
Çığlıklar gökyüzünde birleşmiş birikmiş binlerce yıldız olmuş…
İsyan ederken sensiz geçen her saniyeye bir kaç damla gözyaşı akıtıyorum ve biriktiriyorum herkesten gizli bir küvette…
Bazı günler buluşur kara bulutlar evimizin üzerinde o şiddetli çarpışmalarına korku dolu gözlerle bakarkene…
Karanlığın en siyahnda buluşsak seninle titreten o sıcak gecelerde ve keskin bir bıçak gibi bozsak sessizliği o simsiyah derinliği…
Bir kar tanesi gibi uzaklardan gelmişim Bir kar tanesi gibi aniden düşmüşüm üzerine Üzerinde erimişim bir kar tanesi gibi İşte o an artık ne bir kar tanesi kalmıştı ne de sen…
Acaba ne kalır o gittikten sonra ne kalır ondan bana geriye anlamını yitirmiş sözlerden başka ne kalır sabahlari çay içtiği o basit bardaktan başka…
Kar tanesiyken güneş olmanı sevdim Barutken ateş olmanı sevdim Geceyken gündüz olmanı sevdim Bulutken şimşek olmanı sevdim…
Ölürken sadece güneşi görmek isterim gönlüm huzur içinde dünyadan sıcak ayrılmak isterim...…
15 / 22 gösteriliyor