Bir mektup parçası Sevgilim, ne kadar hüzünlü bilsen Bu ölgün akşamın ölgün bestesi, Uzak tepelerden, dağlardan esen…
III. Arka mahallelerde kızgın bir yaz öğlesi! Tabak tıkırtıları duyuluyor evlerden... Uzakta bir satıcı, yahut çocuk sesi...…
Zaman bir böcek gibi sinsi, kenarda Koltukların didikler durur kadifesini, Hain bir kedi gözü parıldar lambalarda.…
İndi solgun ve ılık Ay ışığı denize Bal rengi bir tatlılık Çöktü gözlerinize.…
Kedim henüz bir yaşında; Uyur hep soba başında. Hem cesurdur, hem de kurnaz. Bir tıkırtı duyar duymaz.…
Solgun parıltılarla Marmara´ya dair Serpildiği geceler, suların billûr Müsikîsi dağılır tenhâ sâhile. Hıçkırıklar duyulur uzaktan bile.…
Gözlerim daldı gitti bir rüya denizine, Sularda uzun uzun baktım ayın izine Dedim: Yirmi yaşımın ay ışığı değil bu, Hani başım düşerdi bir sevgili dizine.…
O kadar dolu ki toprağın şanla, Bir değil, sanki bin vatan gibisin. Yüce dağlarına çöken dumanla Göklerde yazılı destan gibisin.…