Her sabah uykudan uyandığında Yastığında biten gül ben olaydım Rüyalara savrulmuş saçlarını Derleyip tarayan el ben olaydım…
Şehir güneşsiz bir ışıkla aydınlanacak Kapının önünde yazdan kalma birkaç tozlu yaprak Kararsızca gezinecekler Sen balkonda uzaklara bakarak…
Nice yalanlara, gerçektir deyip Yumdun gözlerini, kandın be deli Nice sevdalara sermaye olup Harlı ateşlere yandın be deli…
Sohbet tatlı olsun diye Sofranıza bal getirdim Yüreğimin çorağından…
İstanbul'da mor salkımlı bir sabah İnce ağrılar depreşir içimde Keskin bıçak geziniyor sinemde Gurbet türküleri inler dilimde…
Bir avuç gökyüzü Bir mendil dolusu deniz Bir tutam kum Bak, ellerim senin olmuş…
ayın altında solarken yüzümüz gecenin hüznünü paylaştı deniz kuytular iç çekişirken, sulara eğilip gözyaşı döktük ikimiz…
Bir sabah uyansam ki Kuşlar uçuşuyor odamda Kanatlarında kır armağanı çiçekler Seslerinde bir taze bahar…
Ay gözelim, fidan diktim içime Gonca veren dallarını sevmişem Derviş gibi çevrende dolanıram Sene geden yollarını sevmişem…