Haraç Mezat

H Hüsamettin Edebali
0 Altın Yaprak
Acıya tutanmak Ne zehirdi öldürmeden yüzümün rengini solduran İlmek oldu boynuma sözler sicim sicim Ah dostum ah Kundurama sürerken siyahı gece gibi sen vardın cilasında Sallarken ufaktan bir çocuğu ninni gibi Sevgi verdim bemberrak . Ağlamaksa ağlamak dedim Gülmekse gülmek dedim adına. Gökyüzünden yıldız kopardım saçlarıma, Bendeki aşkı bitirmek için akreple yelkovan yarışırken. Dostum dediğimdi yanımda bitiverdi sevgiler aniden Her bana gülümseyen samimi sahiplenmelerle. Dost tutmuştu yüreğim Ah dostum ahh Ayrılığın türküsünü çığırmıştı fanilik Bedlik. Çanhıraş ve acımasızca başlamıştı satışlar ve aşk pazarlamaları. Mezatta bile para etmemişti sevgiler Bit pazarı aşk kaynamıştı sereserpe. Alll all aşkın beşi bir kuruş... Çığ gibi düşmüştü sevgiler pazara Bastonuyla tabutta gelmişti bir sevgi Kimi aşkların gözleri bakarken yere yüzünü saçları kapatmıştı... Aşkları sıralayıp halay çektirenler Elinde tesbihi kirli sakallı satın almıştı aşkların en çoğunu Gel vatandaş diye bağıran gönül işçileri ağlıyordu Sesi soluğu çıkmayan yürekler içten kanıyordu . Ah dostum ah Aşk bu kadar sessiz mi ölürdü mezara giderken Ya da Köşe başını mesken tutan yazı turacılar Kimbilir kimin aşkına oynadılar o defa kumarlarını Maça kızı garip sessiz kimsesiz. Göz kırparken satışlara rua ölümsüz, güçlü Pazarlıktan anlamadan her şeyi satın alabilen bacaksız velet. Şiir yazarken maça ası bekleyen hüznün Sabaha karşı zarını attırdı felek. Ah dostum ah Var mı serde aşka kumar oynamak Ya da papatya falını beyaz yapraklara umut etmek. Bırakın beyaz yaprağı geninde bağırsın toprak diye Tütünü içine bir çırpıda çekmek miydi efkarlar Yoksa sarhoşluğun değiştirdiği dünya mıydı Kar yağışını beklemek mevsimi olmadan Dostum aziz dostum Aşk koklanır mı Ne bileyim rengi var mıdır mesela Gördünüz mü hiç melekleri sevgi çiselerken yeryüzüne. Yarenim kelamlarımın kulağı Can dostum dinle Bir gece anneye söylenir mi aşkın uyandırışı Ya da birileri anlar mı o hallerden anlarsın ya Çocuklar şen midir her zaman Birileri acılara tutunmaya çalışırken Kaygısız mıdır hep bir başka kentin çocukları Köyün ucunda oturan acar delikanlı Yalan dünya diye şarkı mı yazar hep geriye kalanına. Dostum dost yüzlüm Yüreğin alev alması görünür mü Yoksa içten içe mi yanar Beter bir çarşaf boğar mı aniden insanı sel gibi. Ne bileyim yani göllenir mi insanın rüyaları. Ağlar mı bazen gönlü parelenmiş birisi Dalgın yürüdüğünde bağı çözülür mü dizlerinin sahipsizce Eşkiyaların olur mu geceler boyu kendi dağlarının Yüreğinde köyler mi basılır birden bire Beyaz güvercin uçar mı gece gece Söylesen dostum bunlar olur mu Sen dostum gönlüme rüzgar uçuran söz kulağım Her iskelenin dalgaları hışırtıyla seni ıslatır mı Başlamışken yağmur yürüdüğünde sırılsıklam eder mi seni Kurumak istediğinde gidecek yerin olmadığı olur mu He dostum olur mu Böyle bir başına olduğunda kendinle konuşur muydun Sokaklarda yalnızca senin adımlarının sesleri geceleri çınlattı mı. Ritim vurdu mu yürüyüşler sana Gardaki trene yaklaşıp deli heyacan oldu mu yürek atışların O trenin yıllarca çalışmadığını sana söyledi mi garın bekçisi Dostum de bana O konuşurken senin anlam veremediğin oldu mu Sabah pavyonu boşaltan kemancı senin için Şarkı doldurdu mu ceplerine Bremen mızıkacıları gibi beyoğlunun penceresine dizildiniz mi Hışırtılar içinde yaprak uçurdu mu ayakların Tekme savurup sokaklara Sızıp da banklara ayakkabını yastık yaptığın Dostum can dostum Dilin dolaşır mı derin dalgaların med cezirine Ya da dağların karına çiğ yağar mı birden Şarap şişesine mektup yazıp şarabı gönlüne doldurduğun Sigara paketine de çiçek çizilir mi gözlerinle. Yıldızlara bakıp fallanacak çingene Üşümüş ellerine bir nefes üfleyen soba ısıtır mı yüreğini Başın nazar gönlün boncuklanıp da maviyi çatlatır mı Hiç olur mu dost yüreğim böyle Toprağa araba çizip üzerine binip yare gidilir mi? Karanlıkta güler misin o yarin gözlerine bakarak. Çocuklar taşlar mı tren oluşunda seni Yüzündeki çizgiler pusula olur mu geçmişe He dostum Dost yüreğim Gördüğün köyün ışıkları hep yakın mı gelir Muhtar olur musun ışıkları silik köye. Bir ev olur mu umutların damı tüter mi Gecenin her vakti ay tutar mı Mehtap olur mu yarin gerdanı Sonra can dostum gönül sözüm Sevgin satılır mı haraç mezat Pazarlık yapılır mı yarına doğan güneşe Ya da güne Ağlayışların gülüşleri ucuza kapatıp Biraz biraz cebinde gezdirir. Sahte para basar işleyişleri bedenin Umut satar kimi insan sevgiye Kalpazanlık meslektir akçelenir yarına Biri sevda çalar zulasında sana uzatır. Hem de şairken yüreğin. Sen kaybolursun inleyip de durursun Ağır işçi olur aşık oluşun. Bedenin kör, kulakların şaşkın duyarsın zulmün destanını İnce dantel oyasıdır kahraman yaptığın aşk Etamine at çizersin umut koştursun yarına Gün azaptır parlak parlak Gece bade sunar kadehi havaya kaldırarak Şerefe kalkar şerefsiz eller. Aşk sunarlar gümüş tepside her renge boyanmış vücutta Ah dostum gönüle giren sözüm. Şafakta ki türküyle ölüme giderken Sigara son arzusu olur denize aşkın bedeli Çağlarken pınar kurumuştur Sen içmeye başladığında suyu Aşk olmak isterken yollar yanmıştır. Kimbilir kar yağar mı dağlara sular dolsun diye derelere Bir anne torun severken Aşkın filizlenip harelenir. Açlık kıtlık susuzluk ağıt yaktırır bedenin çorak düşer Bakışlar yarına nasır tutar Don tutar hayallerin Buzlar sarkar aşıklık karlar altında kalır. Gözyaşı süzülür bu defa içine görünmeden kimseye Dostum ah dostum Bir zehir akar damarlarıma görünmez yılan gezer içten içe bedende Yanar yürek için için Ruhun asileşir Gönlün katil Bir davul tokmağı iner başına Davul başına geçer zurna kulağına En son delik kalbine açılır Kurşun geçmeden ağırlaşır kalır kalbine oturur. Ağır bir roman olur aşkın bedelini öderken Diyetine paran yetmez Ruhunu teslim alır sevmek istediğin Sazın sözün sohbetin Yarına yalnızlığın mayhoşluğun İçmeden sarhoşluğun Dostum dostum güzel dostum Sözlerimin aynası Beyhude yaşamın diyeti alır ruhunu Senin olmaz gayrı yaşadıkların İflas eder benliğin Artık sokaklar benim Çaresizlikler benim Bir köprüm vardı başında dumrul. O deli ben ondan deli Bir camimin vardı biri de kilisem içinde İmamı da ben rahibi de Sevgiye hasret Aşka garip sevdaya yenik Yüreğim teslim Herkes gardiyan ben mahkum Nasıl kaçarım bir daha aşka Başucumda nöbetçi Köpekler boğuşmuş benden önce senin haritalarında İğne batmaz bıçak kesmez kan akmaz Duruşlarım donuk donuk Sabır çekersin tesbih edip yarini Semahlandığımda uçar giderim öteye Sevgi yokken alıcılar üşüşmüş Parazit olup tırmalamışsın sevgisizliği Tırnakların arasına sıkıştırmaya çalışmışlar terlerini Başına ödül konacak sanırsın aşk için Mezatta bile alıcı bulamaz Boynumda teslim oluşun ilmeği Ayağımın altındaki tabure tekme bekliyor. Ölüme gitmek isterken ölememek geldi başa.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.