Bir akşam vakti Yeni İstanbul’un betonları arasında Soğuk, ürkütücü kaldırımlarda Yürüyorum bir başıma…
Akşam başımı yastığa koyduğumda Senden başka bir düşüncem yoksa Düşündüm de daha ötesi yok Ben sana aşığım be gülüm.…
Aşkın gelişinin belli olamadığı Gibi gidişi de belli değildir Belli olan tek şey Bendeki aşkın hiç gitmeyeceğidir.…
Nasıl da başlamıştı Gerçek aşkımız Korkak, ürkek, çekingen Tavırlar, ayrılmalar…
Hani yel değirmeni döner de Bir serin rüzgar savurur ya O rüzgarın bir kanadındaki ben Geliyorum sana rüzgarmışçasına…
Ben geçmişimden bugüne böyle geldim, Beni böyle kabul etmelisin kadınım. Belki senin gibi değilim, rahat, özgür Ama sen de benim gibi değilsin.…
Ben seni değil ama şiirlerini Daha yeni tanımaya başlamışken Nasıl oldu anlamadım Bu denli kendini sevdirdin…
Beşiktaş’ta Deniz kıyısında Çay bahçesinde Küçük bir masada…
Mühürlerimi söktüm, Kilitlerimi açtım, Kapılarımı araladım, Sen içeri gir diye.…
Yağmurdan sonraki gökkuşağım, Yalnızlıktan kurtuluşum, Kozamdan çıkıp ilk kanat çırpışım, Mutluluğa doğru yol alışımsın.…
Ufukta kaybettim onları. Meçhulde miyim? acaba, Şimşekler çaktı derinlerde, Salındım aniden.…
Özür için hata gerekir, Suç gerekir, sevdiğini üzmek gerekir. Dünya hızlandıkça zaman kısalabilir Ama özür dilemek erdemdir.…
Dünyayı yaşıyorum bu bedende Yaşamı arıyorum her seferde Belki bir kar tanesi Belki bir yağmur damlasıyım…
Bu şiir senin için Ellerimden dökülen Bu şiirde yazılanlar Senin kişiliğin içimde biriken…
Bu başka şiir senin için Gönülden gelen, kalemimden dökülen Tariflendin birden içimdeki sen Dünyanın yedi harikasına, bir ilavesin sanki…
15 / 19 gösteriliyor