Yine anons yapıldı, otobüsüm kalkacak, Gönülleri hasret özlem saracak, Seven sevilene el sallayacak, Şanlıurfa gar'ında ağlayanlar var...…
Bana bir haller oluyor buralarda, Günlerdir yüzüm asık boş odalarda, Hüzün sarıyor dört bir yanımı, Yağmurlar boşalıyor gönül pınarıma...…
Sen ağlamak nedir bilir misin? Peki ya kendinden geçmeyi, Sen hiç aşk acısı çektin mi? Ben yokluğunda her gece ağlıyordum biliyor musun...…
Izdırap bu, ızdırap bu işte Ölmek ne ki yokluğunun yanında Ne farkı kaldı şimdi kıyametlerden Ölmek için yokluğun yetmez mi bilmem ki…
O yarin kokusu akla gelince, O simsiyah saçları özleyince, Deniz mavisi gözleri görünce, Yüreğim sıkılır içim bir fena olur...…
Dayanamıyorum artık gurbet ellere, Bıktım artık yaşamaktan düştüm dillere, Gözyaşım aka aka döndü sellere, Sevgilim bu hasretlik biter mi söyle...…
Yokluğun ömrümün kıyısına vurdu Acı hasret yine benimi buldu Seninle hayat güzel oyundu Sevdiğim bana döner mi bilmem...…
Gitmeliyim sevgilim n'olur anla beni Kalmadı ki bu aşkın, benliğinden eseri Şen şakrak günlerimle unutacağımı sanma…
Bugün yine gözlerim doluyor Bilmem ki bana neler oluyor Sensiz doğan her güneş beni yakıyor Bugün yine içim yanıyor...…
Ne tenin benzer tenime, ne resmin resmime Nede o körpecik yaşadığımız umut dolu boş dünya Ne bir fahişenin gecesi kadar güzel bir hayat yaşadık Ne de bir ayyaşın şarap şişesi kadar…
Bir damla yağmur olmak isterdim, O dalgalı saçlarına düşeyim diye, Bir sabah yeli olmak isterdim, Oda'ndan içeri sızayım diye...…
Sensizliğine ağlıyorum sarhoşum yine Gönlümde bir ateş gözümde perde Dünyalar değer seni görmeye Senin için içtim kırk gün kırk gece…
Göz yaşımı damla damla akıttım, Sensizliği şerbet yapıp damarlarıma kattım, Hasretimi özlemimi Marmara'da bıraktım...…
Mektubun gelince sevindim sanma, Defalarca okuyup ağladım gülüm, Sensiz geçen günleri yaşadım sayma, Her günüme lanet okudum gülüm...…
Yokluğun suya yazı yazmak kadar zor Hasretin güneşi taşımak kadar ağır Sensizlik ölüm kadar acı Sensiz yaşamak ne mümkün birtanem..…
15 / 21 gösteriliyor