Sen Gidiyorsun

İ İbrahim İmer İbrahim İmer
0 Altın Yaprak
O küçük çocuğun Zayıf çığlığı bozuyor hep Perondaki derin sessizliği. Vakit ayrılıkların vakti, Yan tarafta bir anne oğlunu gönderiyor askere, Sevdiği son kez sarılıyor. Haki yeşile bürünmüş delikanlıya, Çabuk dön diyor. Geç kalma... Çok bekletme... Sana çabuk dön demek için gözlerine bakıyorum. Sus diyorsun sakın konuşma. Zor olmasın ayrılık. Cinayetten mahkum gibi bırakıyorsun Beni kendime... Parmaklıkları olmayan cezaevinde. Bu şehir sensiz olunca zindan. Biliyor musun? Yağmur yağsa keşke. Islansak... Vakit eylül 1998 akşamı. Vakit ayrılıkların vakti, Kulağımı deliyor kafeteryadan gelen müzik sesi, Çok da anlamlı sözlerle, Henüz yeni çıkmış bir kaset Bağırıyor bir genç adamın sesiyle. Ben sana aşık oldum bir tanem... Gözlerinde aynı ifade. Sadece gidiyorum diyorsun. Gözlerin konuşuyor Ama sen susuyorsun. Ellerine dokunuyorum. Ardında sıra vagonlar dizili Ve hareket etmek üzere olan Kara trenin penceresinden. Galiba sen gidiyorsun... Sarılmak yerine Sadece unut yaşananları diyorsun... Soğuk sular dökülüyor beynimden aşağı. Duvara yaslanmak istiyorum. Bir film şeridi geçiyor gözlerimin önünden Filmin her karesinde ve sonunda sen oluyorsun. Kafeteryadaki ses artık daha çok geliyor. Anne bağırıyor kızına. Fesleğenimi sulamayı unutma... Henüz yeni çıkmış bir kaset Bağırıyor bir genç adamın sesiyle. Ben sana aşık oldum bir tanem. Söylemek için çok geç sen gidiyorsun. Gidiyorum diyorsun gözlerinle, Dudakların susuyor. Senin için bu şehri süslediğim O çok sevdiğin balonları geri toplamak geliyor içimden, Nafile çırpınış sen gidiyorsun... Gitmem gerek diyorsun... Seni benden bir ömür mahrum bırakan Nefretle andığım kara trenin orta vagonunda... Sen gidiyorsun Neden bu yalancı şehir de seninle Birlikte gitmiyor sanki? Ya da yanıp bitmiyor ki? Çiçekçi geçiyor Bakıyorum sana hangi çiçeği alsam, Ayrılığı hangi çiçek daha güzel anlatır. Anne kızına bağırıyor Fesleğeni sulamayı unutma. Çiçekçidekiler gül ve karanfil. Hangi çiçek daha güzel anlatır ayrılığı... Hangi çiçek daha güzel anlatır yalnızlığı... Yüreğim yanıyor kavurucu akşamda. Nedense bedenim üşüyor. Ben de üşüyorum hava 35 derece peronda. Sen gidiyorsun Bense donuk gözlerle Gözlerine bakıyorum, Son defa olmak üzere Sen trenin orta vagon penceresinde Bense seni benden alan Kara trene hareket emri verecek olan Hareket memurunun hemen yanı başında Sen gidiyorsun Gözlerine bakmaya doyamadan Saçlarına dokunmaya doyamadan Sen gidiyorsun uzaklara Düdük çalıyor istasyon şefi... Acelen ne şef diyorum. Vakit tamam bayım diyor şef. Vakit tamam bayım... Aynen görüşe çıkan mahkumlara seslenen gardiyan gibi. Ve kırmızı ışık yeşile dönüyor. Vakit eylül 1998 akşamı. Vakit ayrılıkların vakti, Sen gidiyorsun Gitmek neye yarar ki. Hareket memurunun kara trene son hareket komutuyla Benim içinde olmadığım Bir başka şehrin çafçaflı hayatına gidiyorsun.. Gözlerine bakarken çok istediğim halde Seni seviyorum gitme kal diyemiyorum Gidiyorum diyorsun da gözlerinle Sonra dudaklarınla sus diye ekliyorsun. Başka bir tek kelime çıkmıyor dudaklarından Bense elinden elma şekeri alınmış çocuk gibi Orda orta yerde hareket memurunun hemen yanında. Sensiz yalnız ve yapayalnız, Bir başıma... İstasyon şefi yaklaşıyor. Simitçi koşuyor zabıtadan kaçarak. Sen benden mi kaçıyorsun yoksa. Büküp dizlerimi Ellerimi de başımın arasına her alışımda Ağlamak geliyordu içimden, doyasıya... Oysa bitanem ben ağlamaya bile doyamadım senin için... Öpmeye doyamadığım gibi... Yine sen oluyor duvardaki her poster. Darağacı kuruluyor sokaklarda Haber geliyor yüreğimin nefret penceresinden, Sensiz geçecek her gün için. Bir günahsız asılacak. Takvimler sonbahar akşamı. Hasretin zamanı. Yapraklar dökülüyor sokaklara. Daha açmadan ağzımı, Sensizliğe isyanımı ifade etmeden, Sus diyorsun okuma yine o eski şiirlerden... Susuyorum... Gitmek isteyen sensin, Sensiz kalmak istemeyense ben. İstasyon şefi düdük çalıyor, Bilmeden ayrılıkların emrini verecek şimdi hareket memuru. Neyi yaşadımsa seninle sensizliğe mahkum olacak bir anda. Ne de olsa giden sensin. Yine sen oluyor duvardaki her poster. Darağacı kuruluyor sokaklarda Haber geliyor yüreğimin nefret penceresinden, Sensiz geçecek her gün için. Bir günahsız asılacak. Takvimler sonbahar akşamı. Hasret zamanı. Yapraklar dökülüyor sokaklara. Sen gidiyorsun. Vakit eylül 1998 akşamı. Vakit ayrılıkların vakti, Sen gidiyorsun.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.