O geceki balo çok kalabalıktı herkes birbirinden haberliydi O geceki baloda hüzün yoktu…
Mahçupça kala kaldım kapıda Hınzırca güldüler. Baka kaldım birine masumca…
Kelebek maviliğe doğru yol alamadan Kuşlar yuvalamıştı tüm gökyüzünü Islak yağmurlar gölle buluşamadan…
Mayıs yağmurlarından garip bir beklenti Rüzgar doldurur upuzun derinlikleri Dağılır buhar gibi kelimeler…
Hıçkırıklarım uğursuz geceye karışınca Yıldızlar söndürür ışıklarını gece boyunca Düşünürken yorganın altında kara kara…
düşer son yaprak da bu sonbahardaki tekliğin verdiği acıyla rüzgarla biraz sola biraz sağa sular akmaz derelerden…
şurada, tam şurada çökerken dizlerine griliğin besbelli saçları gövdesinden hayal değil, serap değil…
adı konmuş bir yalnızlıktan ibaretsin kulaklarda ezan sesleri denizin üzerinde çığ zeytin çekirdeklerinin yalnızlığı…