Hayat yolunda tutundum ben aşkına Kurumuş yaprak gibiyim bu son baharda Yürürüm şimdi senin geçtiğin yollarda Ab-ı hayat içtim aşkınla yana yana…
Yüzü yok ayrılığı yazmaya gönlümün İnce bir sızı dillenir bu satırlara Akdeniz akşamları unuttururmu seni bana Bir tutam gözyaşı, belki bir tutam hayat…
Özlemin içimde bir ateştir düşer gönlüme Gidişinle hatıra kaldı kalbime bıraktığın sızılar Yokluğun hüküm sürüyor yanı başımda anılar Özlemin hecelerimi tutuşturur mısralarımı yaka…
Gözlerin, huzura akan zamanlar gibi sürükler beni Tatlı bir bekleyiştir kavuşmanın öncesi Soğuk değilse titreyen ellerimin sebebi Yokluğundur yarim, güneşsiz sabah esintisi…
Savursun külümü geceye yakışın beni Gelde gör şu halimi ateşler içinde Kırık dökük duygularım,sensiz bu şehirde Açtım ellerimi sarılıp kucaklarsın diye…
Affına sığınıp, açıyorum ellerimi semaya Yüzüm yok doğru yola sevk beklemeye Savruluyorum bir deli rüzgar gibi Nefsim deli çağda ya tevvab…
Hayattan erken emekli gönlüm, yaşanacakları beklemeksizin Eylül akşamları seni hatırlatır yokluğunun sızısıyla Zamana bıraktığım duygularım yeşermez olduğunda Harabeye döndü ömrüm,…
Anlamını yitirdi bu hayat, seni kaybettiğinde Ayrılık rüzgarları savurdu her ikimizide Pişmanlık sarsın bedenini, yakıp kavursun Gözgöze gelemez, yeniden sevemeyiz…
Vurdu yüreğimin sızısı sonu olmayan sahillere Hüzün yüklü akşamları yazdım satır satır Aşkın aldı beni benden, hiç oldum dillerde Yokluğun zehir gibi içtim kadeh kadeh…
Soğuk ve sert bir kış akşamı bu şehirde Kaldırımlar az sonra yağacak yağmura teslim Rüzgar öyle hızlı eserki götürür beni sessizliğe Kalabalığın içindeyim aslında yalnızlığın kendi…
İnce ince yağıyor yağmur, penceremin önüne Gizli gizli gelir gözlerin, gözlerimin önüne Ben seni öyle sevmişim ki…