Sefil baykuş ne gezersin bu yerde? Yok mudur vatanın, illerin hani? Küsmüş müsün selâmımı almadın, Şeydâ bülbül şirin dillerin hani?…
Ünlü halk şairlerimizdendir. Kars’ın ilçelerinden Kağızman‘da doğduğu için bu adla tanınmıştır. Asıl adı Recep’ti, şiirlerinde Hıfzı adını kullanırdı. Babasının gayretiyle dokuz yaşındayken hafız oldu okuma-yazma öğrendi. Birçok halk şairi gibi o da, yatın toprak işçiliğinde, rençberlikte çalışır, bahçecilikte, meyva işçiliğinde hayatını kazanırdı. Şiir söylemeye on beş yaşındayken başlamıştı. Gene birçok halk şairinin hayatında önemli değişiklikler yapan maceralara benzer bir olay, onun da başından geçti. 1908’de bir komşu kızına âşık oldu. Kızı kendisine vermedikleri için avunmasını şiir söylemekte buldu. 1911’de sevdiği kızla evlendiyse de bir yıl sonra ikinci bir sevdaya tutuldu, baldızı Ayşe’yi sevdi. Kağızmanlı, bu garip sevgiyi açıklayamadığından, gizli tuttu. Sevdiği kızı unutabilmek için Kağızman’dan Şabanlar köyüne kaçtı. En güzel, en içli şiirlerini de, sevgilisinden üç saat uzaktaki bu köyde söyledi. Değerli halk şairinin ölümü de çok genç yaşında oldu. Erzurum ve Sarıkamış civarından kaçan Ermeni çeteleri tarafından şehit edildi.
- Kağızmanlı Hıfzı Hayatı, Sanatı, Şiirleri (haz: Sait Küçük)
Kağızmanlı Hıfzı şiirleri
Bir bölük durnalar müjde getirdi Bugün ezel, bahar yaz eyyamıdır 'Hu'çeker ötüşür sevdalı kuşlar Möhübbet safası saz eyyamıdır…
Beni sevdiğimden eden Sevdiğinden ayrılasın Can canandan ayrılır mı İki gözden kör olasın…
Dinleyin ağalar tarif edeyim Fani değimlidir yani bu dünya Bir kapısız hane kimseler bilmez Gün be gün artırır şanı bu dünya…
Geldiğin izlere kurban Dediğin sözlere kurban Sürmeli gözlere kurban Kaşı kemanım merhaba…
Gene al yeşile boyandı zemin Nakışlandı bin elvana çiçekler Kalbim irşad oldu gönlüm sevindi Bir can bağışladı cana çiçekler…
Dertli firkatli hasretli Na'ralar ishak kuşları Nedir suçum yüz bin yerden Yaralar ishak kuşları…
Bir yarki bir yarı sevse Varıp ağyara düşer mi Cefakeş bülbül-i şeyda Gonca gül hara düşer mi?…
Ecel tuzağını açamaz mısın Açıp da içinden kaçamaz mısın Azad eyleseler uçamaz mısın Kırık mı kanadın kolların hani…
Emmizade küsmemişem ben senden Ölüm lâl eyledi dillerim yoktur Eğdi kametimi büktü belimi Kalkamam ayağa hallarım yoktur…
Serim sevdalanıp aşka düşeli Möhnet kesesinden bir pare gönül Sever bir gül gibi mahbubesini Düşer bülbül gibi bizare gönül…
Ne lazımdır sürmelenmek bezenmek Ezelden halk etmiş Hüdai güzel Tek nazarda gönül getdi gelmedi Gönderdi ser'ime sevdayı güzel…
Bu ah ü zarımı kimler dinlesin Bu canım canane katana kadar Yatıp bir yastıkta yarinen helbet Salıp canı cana katana kadar…
Onudur Şehr-i Şubatın Şükür bitmiş kar çiçeği Nişandır müjdeye gelmiş Ezel-yaz, bahar çiçeği…
Uyan ey gözlerim hab-ı gafletden Alem ruşen oldu vakt-i şafaktır Günde yüzbin katar gelüben geçer Faniden bakiye geçmesi haktır…
15 / 23 gösteriliyor