Karanlık… Kapkaranlık her yer, Tek bir yıldıza bile hasret gökyüzü. Ağlıyorum… Ağlıyorum bomboş, Bomboş kaldı ellerim.…
Ardımdan angut dediler, Yüzüme biteviye güldüler. Yanardöner yürekler; Kalbimdeki yeisi bilemediler.…
Biliyor musun anneciğim? Her gece uyurken, Rüyalarıma giriyorsun, Eğilip beni öpüyorsun.…
Mücadele etmek için yola çıktım, Bu yol çok uzunmuş bilemedim. Mücadele yürek işi imiş, Bir avuç yiğit bulamadım.…
Ey siz isimsiz kahramanlar, Çanakkale'yi geçilmez yapanlar. Adanalı Mehmetler, Karslı Hasanlar, Sevinsin, şad olsun ruhunuz,…
Dokunmayın çocuklarıma, Ulaşsınlar yarınlara, Bir güvercin kanadında, Hep sevincinde kalsınlar,…
Gül yaprağını döktü, GEL! Hilal bulutlara battı, GEL! Alperenler boyun büktü, GEL! Bozkurtlar şimdi sustu, GEL!…
Aydınlanır bir bir görüş günü, Şu karanlık, şu dar hücreler. Umut ışığı yanıp söner, Gariplerin yüzünde.…
Yese de alnından kahpece kurşunu, Ölmemeli İnsan, Ayakta kalmalı. Kopsa da tam baldırdan bacak, Koşmalı o yüce hedefe doğru,…
Dur desem durur musun Sakarya'm? Bulanık sularını durular mısın Sakarya'm? Düşman kıyına yanaşmış, Taşıp da boğar mısın Sakarya'm?…
Adana'nın sokaklarında yürüyorum, Vakit akşam ve mevsim, Ölü bir sonbahar. Usul usul dökülüyor yapraklar,…
22.00'sini vuruyor Büyüksaat, Soğuk bir Aralık gecesinin. Boşalmış caddeleri Adana'nın, Sert hırçın esmekte rüzgar.…
Gel diyorsun bana, Koşup gelemem ki; Bir kötürüme Vermiştim ayaklarımı.…
Ne çok sevmiştim sizi, Çocuksu idi belki; Masumane, tertemiz. Yalansız, yapmacıksız.…
Vasiyetimdir kardaşlar, Ölürsem; Ne sayfalar dolusu övgüler, Ne de ağıtlar yakılsın bana.…