Arzıhâl eylesem ettiğin cevri Muhabbet arzolur yüze gelince Âşık öldürmekte akranın yoktur Bir dem işve ile nâza gelince…
Kayıkçı Kul Mustafa,17'nci yüzyılın başlarında ün kazanmış bir halk ozanıdır. Gençliğinde Murat Reis'in buyruğu altında deniz eri olarak Cezayir'de bulunduğu, bundan ötürü Kayıkçı lâkabını aldığı sanılıyor. Dördüncü Murad'ın Bağdat savaşına katıldı. Hayatının son günlerini İstanbul'da geçirdi. Yeniçeri âşıklarından. Sade bir halk diliyle destanlar, koşmalar, türküler yazdı. Şiirlerinde çağının önemli tarihsel olaylarını yansıttı. Bektaşiliği benimsedikten sonra tasavvufla ilgili güzel nefesler söyledi. Bazı eserlerini Prof. Dr. Mehmet Fuat Köprülü 1930'da Kayıkçı Kul Mustafa ve Genç Osman Hikayesi adlı çalışmasında derledi. Zamanın önemli olaylarından olan İkinci Osman'ın şehit oluşu, İran tarafından Bağdat'ın zabt olunuşu, Dördüncü Murat'ın Bağdat'ı fethi, Abaza Hasan Paşa'nın isyanı gibi birçok olay üzerine destanlar söylemiş. Bu olaylardan anladığımıza göre,1659 yılından sonra ölmüş. En bilinen eseri, Sultan Murat Han'a asker olmak için dudağına tarağı saplayan ve bıyığı terlememiş diye kendini askere almayanlara 'Bakın tarak duruyor mu? ' diye soran Genç Osman için yazığı Genç Osman Destanı'dır. (O genç Osman ki, şehit olan bayraktarın elinden kaptığı bayrağımızı canı pahasına Bağdat kalesinin burcuna dikmişti.)
Kayıkçı Kul Mustafa şiirleri
Bugün ben bir güzel gördüm Yeşiller giymiş ağ üzre Bir bakışta aklım aldı Dururken ben ayağ üzre…
Canım sen güzel olmağa Sana bir ben gerek bir ben Âşıkın gönlün almağa Sana bir ben gerek bir ben…
Çünkü dilber bana meylin yoğ idi Ezelinden ikrar vermiye idin Muhabbettir güzelliğin nişanı Uğrun uğrun bakıp gülmiye idin…
Eğer sorarsan halimden Bir cansız ölüyüm şimdi Aldanıp gönlüm alal'dan Divâne, deliyim şimdi…
Gece gündüz uyku girmez gözüme İntizarım ela gözlü yar deyu Gündüz hayalimde gece düşümde Selamı çok bir efendim var deyu…
Gele dilber gel Allahı seversen Gel ağlatma beni eller içinde Ne acayip olur şu halk-ı alem Söyleşirler bizi diller içinde…
Genç Osman dediğin bir küçük uşak, beline bağlamış ibrişim kuşak, Askerin içinde birinci uşak, Allah allah deyip geçer genç Osman...…
-Genç Osman Destanı- İptida Bağdad'a sefer olanda Atladı hendeği geçti Genç Osman…
Kara gözlü dilber lebin lezzeti Sükker midir şerbet midir bal mıdır Dökülmüştür ak gerdanın üstüne Kakül müdür sırma mıdır tel midir…
Kalktı yelken eyledi Murat Reis, Baş başa düşmana varırım demiş. Vaktinize hazır olun gaziler, Ya ser verir, ya ser alırım demiş.…
Seni terk eylesem kaşları keman Vefası olmayan yârdan nem kaldı Cefalım yok mudur göğsünde iman Divane eyledin arda nem kaldı.…
Kuşlar içinde bir ak kuş Eşim yok deyi çağırır Bu çarh-ı gerdun elinden Sinem çâk deyi çağırır…
Sabâ selâm eyle gül yüzlü yâre O mübarek hatırcığı hoş mudur Ben bendesi ayrı olalı gözden Kadrin bilmezlerle hâli hoş mudur…
Sevdasını başımızda Görür nazlanı nazlanı Sülün gibi karşımızda Yürür nazlanı nazlanı…
15 / 16 gösteriliyor