İç Döküş23(düz Yazı)
M Marina Amilidze
0
Altın Yaprak
Kaşı gözü değişik olanlar vardı
Teni açık koyu olanlar vardı
Birde derisi simsiyah olanlar varmış
Konu:Yağmur yağıyor seller akıyor,Arap kızı camdan bakıyor!
Çevremizde yüzleri birbirine benzemeyenler vardı küçüklüğümde.İlk defa bir zenci gördüğümde çok şaşırmıştım,üzülmüştüm de..
Çünkü bir grub çocuk dalga geçiyordu.
'yağmur yağıyor
seller akıyor
Arap kızı
camdan bakıyor'
İnsan sonradan düşündükçe geçmişteki bazı şeyleri yerli yerine daha iyi koyabiliyor.
Küçüklüğümde akıl ve zeki gibi bir takım sıfatlar bana yüklense ve de öyle olsam bile şu var ki,zaman ile taşlar yerine oturur.
Şimdi şimdi Yasemin'e niye öyle dediklerini daha iyi anlayabiliyorum.
Birde yüzünde çilleri olan bir çocuk için bir tekerleme uydurmuşlardı.
İnsanlar henüz küçükken başlıyorlar kendilerine benzemeyenlere karşı savaş açmaya.Ve elbette böyle olmasının başlıca sebebi büyüklerini örnek almaları.
Bizim yurdumuzdaki zencilere eski zamanlarda Arap denirmiş.
Benim anne tarafından büyük dedem gibi Arap soyundan gelenlere de Ak Arap derlermiş.İstanbul gibi gösterişli bir yerdeki kişilerin kültürleriyle,alışkanlıklarıyla diğer şehirlerdeki alışkanlıklar belli başlı konularda farklılıklar gösterse de,her yerin yerli halkının kültürüne sadık ve de nezaket sahibi olduğunu düşünüyorum.
Bundan yüzlerce yıl önce,korsan gemileriyle ve savaşlar esnasında özellikle İstanbul'a Afrika kökenli çocuklar ve gençler getirilmiş.Sanırım benim gördüğüm siyah derililer onların torunları ve torunlarının torunları.O zaman ki zamanda,süt anneleri,evdeki işleri çekip çevirecek kalfalar,evlatlıklar,dadılar, varmış.Genelde saraydaki hareme nasıl hadım edilmiş zenci harem ağaları seçilirse,evlere de muhakkak işlerde yardımcı Arap (zenci)kadınlar,kızlar gerekliymiş.
Biz küçükken pek çok şey seyyar satıcılar tarafından satılırdı.(evleri yakın olanların evine de giderdik satın almak için)
Tepsilerde yoğurtlar,gezici zeytinyağcılar,şıracılar, sütçüler,börekçiler,bozacılar,zerzevatçılar
basmacılar,kilimciler, terlikçiler,eskiciler,nayloncular,kuruyemişciler,şekerciler,helvacılar,(kalaycılık yapan Romanlar,çarşafcılıkta yaparlardı.)ve daha neler neler.
Kimi at arabasıyla,kimi eşek sırtında kimi sırtına vurarak yükünü taşırdı.
Babaanneme gittiğim zamanlarda en çok sevdiğim şeylerden biri özellikle yazın tepside tava yoğurdu yapan yoğurtçuya gitmekti.
Bir de babaannemin tanıdığı Kadriye hanım teyze vardı o da zenciydi.
Yani eski usuldeki deyişle Arap.Çok çok zayıftı,çok çok.
Sanki dokunduğunuz zaman kırılacak gibi bir yapısı vardı,ben onun gözlerinin içinde hep bir acı görürdüm ama çok severdim.Çünkü o öyle bir bakıyordu ki sanki bakmıyor o kara ötesi gözleriyle ruhumu okşuyordu.
9 yaşlarıma rastlayan bu hatıram çok canlıdır.
Onun adı Kadriye değil bence Sevgi olmalıymış.
Ben yoğurtçuya gitmeyi iki nedenden ötürü çok severdim.
Babaannemin evinin (gecekondu)olduğu yerde genelde tek katlı bahçeli evler olurdu.
Eski vakitlerde insanlar birbirini tanır,komşuluklara genel olarak itibar gösterir,bazı vakit kapıya kilit bile koymadan yatabilirlerdi.
Bahçelerde türlü yemiş ağaçları,salıncaklar olurdu.
İnsanlar bahçelerinde topraklarına ve tercihlerine göre sebzeler yetiştirir,bunların tazecik kullanımı ve etrafa verdiği huzuru tarif edilemezdi.
Çardaklarda oturulur,yemekler yenilir,çaylar kahveler pişirilirdi.
Bir yemek yapılınca hele hele kızartma,ızgara türüyse koktu,komşu hakkı diye muhakkak yollanırdı.Babaannemin yan komşusu bir Arnavut aileydi bu insanları çok severdik.
Çok güzel börek yaparlardı doğrusu.
Yan komşunun eviyle beraber yoğurtçunun olduğu iki sokak öteye gidene kadar bir panayır yerini gezer gibi olurdum.
Neşeli,telaşlı,güzel insanlar.
Yoğurtlu kabak kızartmasını bol sarmısaklı pek severdim ben.Yaz olunca keyfime diyecek yoktu,tatilde babaannem her zaman benim için tazecik kabak,patlıcan kızartırdı.
Bu arada lafı uzatmaktan yoğurtçuya gelemediğim farkındayım:)
hoplaya zıplaya,göre izleye yoğurtçu yolunu tutmuşken(evine giderdim yoğutçunun)Kadriye teyzemi görme heyecanı duyardım.
Bu ikinci neden benim için yoğurtçuya gelene kadar izlediğim güzel insanların ana kraliçesine ulaşma zevkiyle eş değerdi.
Beni görünce hemen gülümser,sarılır öperdi.
Ben de sanki kutlu bir savaştan çıkmış kahraman edasına bürünürdüm.
Bu dünyada bir Kadriye teyze vardı ve o benim içimi okuyordu gibi.
Söylenebilecek en güzel kelimeleri o derdi sanki.
Naif,sıcak,derisi siyah,gözleri ve yüreği ak ötesi ak!(Allah rahmet eylesin Kadriye teyzem,nur ile uyu)
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş