İç Döküş62(düz Yazı)

M Marina Amilidze
0 Altın Yaprak
Bir şey itiraf etmeliyim Uzun süredir ilk başta keyif aldığım gibi yazamıyorum Korkuyorum artık Çünkü ne etsem birisi etkileniyor ben de şaştım Kişileri kırmamak istiyorum ama... Konu:Yazıyorum kendimce kimse kırılmasın,incinmesin kimseye varlığım baskı ya da acı olmasın,kendi halimde biriyim işte...Paylaşmaya çalışıyorum sadece..Bu kadar.! Yolculuklarımız esnasında uzun uzun konuşmam gereken dönemler oluyordu, konuşarak derdimizi anlatırız ya. Özellikle kılık kıyafetime çok dikkat ediyordum,fazla göze batacak tarzda ne giyindim,ne makyaj yaptım.İlerleyen yıllarda gitgide doğal oldum ve de hala da öyleyim. Dış görünüş,konuşma,ses tonumuz pek çok kereler olumlu ve olumsuz insanlar üzerinde etkili tabii ki. Doğaya ve doğallığa aşık biri olarak bunlara çok dikkat ediyorum. Yadırgansa bile ilk başta hep doğal olmalıydım,bu beni koruyacaktı böyle inandım. Bir insanın büyük büyük işlere imzası olabilir,ismi marka olabilir.Çok az kişi ise eldeki kısıtlı imkanları ve doğasının uzantısı var olan yetenekleriyle kendini ifade edebilir.Her yerde olduğu gibi olabilir.Birde kendini kendi için ifade etmesiyle,varlığındaki bir takım özellikleri insanlar ile bölüşmesi vardır tabii. Ego olmalıdır ama o ego ne için olmalıdır?vs vs vs... Yormayalım zihinleri gelelim gezilerime.. Dışdan bakınca çok basit gelen şeyler acaba içine girince nedir? O yüzden hep sağduyulu olmaya çalışıyorum. Hayatım boyunca kendi doğasının uzantısı halleri yüzünden başı ağrımış biri olarak,şikayet etmeyeceğim.Başıma neler geliyor ve halime nasıl ağlamaklı gülüyorum bir tek Allah biliyor,inat ettim:)kendim olacağım işte...İnadına inadına sevecen.asi.. Binbir güçlükle biz üç deli,ben ve çocuklarım yani kafamıza koymuştuk yurdumuzu gezmeyi..Ama kesinlikle tur ile değil.Çünkü bir minik tur maceramız olmuştu,tur bize göre değildi.Biz hürdük. İşimi gücümü bırakıyordum,gideceğimiz yer neresi ise uzun uzun araştırıyordum.Bu bana tarifsiz bir zevk veriyordu,yeni bir şeyleri tanımak.Tüm varlığımla öğrenmeliydim,çocuklarımla öğrenmeliydik. Ve bu öğrendiklerimizi kesinlikle kibir yapmadan paylaşmalıydık,elimden geldiğince böyle oldum ama yine de oluyor işte ufak tefek yanlış anlamalar. Bu arada bir sürü düşmanlarımda oluyordu,bak görüyor musun kadının imkanı var gidiyor diye:)İçimi bilmiyorlar ki,demiyorum. Bir keresinde çocuklar benle dalga geçtiler,'anne sen iyice uçtun ha' diye.Sebebte şuymuş,çocuklara Türkiye haritasını açtırdım,açtık. 'Gözünüzü kapayın bakıyım' dedim,'Koyun parmağınızı bir noktaya oraya gidelim.'Başladılar kıkır kıkır gülmeye,:) 'Çocuklar ne gülüyorsunuz'dedim'Seçin bir yer gideceğiz,henüz bacaklarım tutuyorken,nefes alıyorken' Karadeniz'e gittik,Samsun'a..Bayıldık sahiline,mükemmeldi gerçekten. Doğru bir turizm bürosuna gittik,oradan tanıtım broşürleri aldım,hem ücret almıyorlar hem de burayı görmeyen insanlara vereceğim diye fazladan verdiler sağolsunlar çok beğenmiştim davranışlarını. İlk gittiğimizde kendi imkanlarımızla gidebildiğimiz yerlerine gittik işte.Kurtuluş Savaşı içinde ve Cumhuriyet Dönemi için elbette çok özel bir yer Samsun.Ben Samsun'un çarşısını (alışverişe çok meraklı olmayan bir bayan olarak)çok sevmiştim o vakitler.Orada'da İstiklal Caddesi vardı:) Yok yok her şey var,yemeyi içmeyi gezmeyi seviyorlardı gerçekten. Sahilde çok güzel aktivetelere yer ayrılmıştı,koşu alanı,yürüyüş alanı,gezi alanı,bisiklet alanı,parklar. Bahçeler,restaurantlar,Hatta ünlü BANDIRMA VAPURU'nun maketi müze gibi gezilebiliyordu. Tutturdum illa Ünye'ye gideceğim diye.Şu türkü yüzünden ilgimi çekiyordu. 'HEKİMOĞLU'Şansa yağmurlu bir havaya denk geldi ama olsun. Bindik küçük otobüsler var Samsun'dan Ünye'ye belli saatlerde,şehirler arası otobüslerde geçer tabii.Çarşamba,ondan sonra Ordu'ya bağlı Ünye.Gençler eğer büyük şehirlerde yaşadılarsa Anadolu'nun sakin yerlerine emekli cenneti derler,ya da orada yaşayan gençler fazla bir sosyal aktivite vs yoksa hep dışarı çıkmak,değişiklik özlemi çekerler genelde.Benim için çam kokularıyla,sahiliyle,zaten karadenizi her haliyle sevdiğim için çok güzeldi.Sakin bir yerdir Ünye. Çakırtepe diye bir yer vardı oraya çıktık,oldum olası bilmediğim yerlerde yüksekten şehri izlemeyi çok severim.Döne döne yollar yukarıya adeta tırmanıyorsunuz. Burada oturulacak ve yemek yenilecek bahçeler vardır. Bir tarafı da mezarlıktı.Her taraftan deniz görülüyor,yeşillik. Çocuklara dedim ki 'bir dua edelim gelin bakalım',neyse baktım mezarlardan birinde gencecik bir delikanlı ebedi istirahat yerinde.Adı Süleyman.İşte ilk tanışmamız böyle oldu Süleyman ile. Çocuklarım böyle dediğimde güler bana,ölüler ne bilecek tanışmayı diye. Oysa ben biliyorum en içimden o beni hissediyor,dualarımı. Ben ne zaman Çakırtepe'ye gitsem ki(sürekli giderim)muhakkak Süleyman'a uğrarım,dualarımı ederim,dertleşirim. Bir yalı çapkını kuşu vardı dallarda, bir fındık zamanı çırçır makinesinin kabuklarından ayırdığı fındıklar, turşu kavurması mısır ekmeği, (ah ah benimle dalga geçen çocuklarım yaşayanlar anlamazken bazen insanı Süleyman gibi olanlar anlardı belki.) Bir de Süleyman ve mezarlık komşuları.. En çok sevdiğim yerlerden birine, Ünye'ye ve dostlarıma selamlar...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.