Yanışlar ağıtlar elimde değil İçimin sesi hiç üzmesin seni Kaçmak mı mümkün mü alınyazımdan…
1952 yılında İlkokulu bitirdi. 1958'de Urfa Lisesi'nden Maraş Lisesi'ne sürgün gönderildi. Aynı yıl bir grup arkadaşıyla Derya Gazetesi'ni çıkardı. Bir yıl sonra Maraş Lisesi'nden mezun oldu ve ilk Konferansını Urfalı Şairler üzerine verdi. Aynı yıl içinde Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydoldu. İki sene sonra bıraktı. 1960 yılında Kahramanmaraş'ta Necip Fazıl Kısakürek ile tanıştı. 1962 yılında tekrar üniversiteye döndü ve 1972'de mezun oldu. Bu süre içinde 1962-1964 yılları arasında Hilal Müessese Müdürlüğü'nü yaptı. 23 Temmuz 1965 günü evlendi. 1964-1969 yılları arasında Türk Ocağı'nda faaliyet gösterdi. 1969'de Nuri Pakdil ile birlikle Edebiyat Dergisi'ni kurdu. 1969-1972 arasında Türk Taşıt İşverenleri Sendikası'nda uzmanlık görevinde bulundu. İlk kitabı "Edebiyat ve Medeniyet Üzerine" yi 1972 yılında çıkardı. İlk şiir kitabını ise 1974 yılında Hicret adıyla çıkardı. 1975'de Kısa dönem askerlik yaptı. Daha sonra 1976-1990 yılları arasında Mavera Dergisi'nde kurucu olarak yer aldı. 1977-1980 yıllarında Gazi Eğitim Enstitüsü'nde Türkçe Edebiyat öğretmenliği yaptı. Bu dönemde eğitim Enstitüleri için Oktay Çağlar ile beraber "Yeni Türk Edebiyatını hazırladı. Daha sonra Ankara Fen Lisesi öğretmenliğine atandı. Vefatına kadar bu lisede öğretmenlik yaptı. 1985 yılında "Din ve Uygarlık" adlı denemeler kitabını çıkardı. 1991'de "Tenha Sözler"i yayınladı. 1993-2000 yıllarında Eğitim-Bir'i kurdu ve başkanlığını üstlendi. Aynı zamanda Memur-Sen Konfederasyonu başkanlığını yürüttü. 1998'de Kanal 7'de kültür ve sanat programı hazırlayıp sundu. 1999 Haziran'da rahatsızlandı ve ölümcül hastalığı teşhis edildi. Aynı yıl Aralık ayında Urfa'ya döndü. 6 Ocak 2000 günü bu şehirde öldü.
Hicret
- Tenha Sözler
Mehmet Akif İnan şiirleri
Ve bir sofra gibi sersem önüne Yerli düşüncenin ürünlerini İnsani kirleten heykeller gördüm…
Yüzünde elleri sonsuz denizin Gömelim yüreğe dediğim durum Saçların en derin bir gökyüzüdür…
Yeni aya karşı dua ederdi Ağlardı kesilen zeytin dalına Ağlardı evliya kıssalarına Saksıda taşırdı kışın baharı…
Gözlerin kalbime değmeden önce İstanbul o kuşlar acep nerdeydi Deniz ki dilimin lugat kitabı…
Bir türkü buldurur anmalar seni Sesime uygular sonra yakarım Kalbim ki sürekli davul solosu…
Her eylem yeniden diriltir beni Nehirler düşlerim göl kenarında. Doğ ey güneş erit taştan adamı…
Ellerine Sarın Kalbimin içini O ayla boyanmış nar ellerine Bahar ellerine giydir düşleri…
Bir on yıl öncesi uzakta diye bu yanlış düzeni sürdürmek neden Sanma mesafeler koparır beni…
Bir kapalı çarşı büyür gider Ben gönlümden başka yerde olamam Piyano üstüne birkaç söz yani…
O düşlerde kalan şarkılarımı Gözlerin getirir sabahlarıma Hoyrat saçlarıma seslerin rüzgar…
Çevir gözlerini içimden yana Sırrını saklayan mahzeninim ben Uzat umutlarını düşlerime dek…
Bir kâse su gibi dökülse kuma Kuramlar kollayan dik başlı aklım Rüzgârın başıma verdiği şekil…
Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu. Varıp eşiğine alnımı koydum Sanki bir yeraltı nehri kaynıyordu.…
Gelip düşte onu muştuladılar En ulu insana yüklüsün diye Yıkılan burçların sönen ateşin…
15 / 26 gösteriliyor