beyazın içinden çıkarıp getirdiler beni bir doçun üstünde böyle oldu şehre ilk girişim ne kapım var ne pencerem şimdi…
soğuk sulardan inmek vaktidir aylardan ocak hatta kuma gömmek bedeninizi dev kuşlara inat sıçrayamayacaksınız nasılsa baharda kuyruklarınızdan tutarak şelalelerden ve ya tutulamaya…
dudaklarıyım zor acıların mişli gelmiş geçirilmiş zamanda çekilen gece de öyledir işte calamalı papaz gibi…
zanlısıyım dolunayın dolgun yüzünü anımsattığı gecelerin şimdi ay da yok gecede grimsi parıldayan iki şey var…
ünlemidir gece sonuşmaz tümcelerin ayraç içine sıkıştırılmış bir rospidir çıngar çıkmış yüzünde…
sevdamın çoğul ekidir gece oldu-bittiye getirilmiş piş bağlanmış çözülmek üzre tutulacak olan…
kuduruşu gibi hecenin sözcük olabilmek için gündüze gece ardala gidişi gecenin bir çift hece bile değil oysa gece…
baygınsız bakışlı dolunay olur gecede dolgun yüzünü anımsatan yatar tam siper güneş battığı yerde…
güneşe batar sivri zirvesi dağın kanar güneş gecenin resmini çizer gün göbeğine gökyüzünün…
kuşatılır bir leke temizlik deterjandarmaları tarafından yıkanır otomatik makinelilerce rüzgar duasına çıkarlar milli-yatçılar…
içimde kaç kaçkın maşmedağı livan-e kılıf arıyor ve bir şiir omzumda yakalanıyor…
'beni bırakın ve yolunuza devam edin' birkaç metre beyazda söylenmişti bu şarkı bibloyu kıran ve kırdıranlara henüz beyazdayken yeşili terketmeyi düşünmek…
rüzgardan değildi ramak kalması mısır fidanlarının toprakla öpüşmesine biz yatırdık onları biz…
fışkıracaktı nerdeyse yeşil çatlatıp duvarı içinden beyazın çisentili çağlayeşili hem de…
kanatlarıyla tokatladı suyu martı…
15 / 24 gösteriliyor