Ayılardan kurtardığımız yaban balı Alacakaranlıkta korkunun nöbetini tutan…
Kötülüğün ötesinde bekleyen Defne zeytin…
Bir taşkınlık gibi bekleyerek geçip giden günler…
Yeni biçilmiş çim kokusu gülüşün Irmakları yola düşüren özlem Kan kırmızı sancısı yürek atışlarımın Bakışlarının yargılayan sessizliği…
Sonsuzluğun ipucunu buldum yanına aldı bizi Sabahın ağzına açılan kapılarda…
Su baskınları depremler…
Aymazlığın ölçütüdür savaş açlığın soğuk yüzü…
Güneşe kıçını dönmüş Karanlığı yağlıyor durmadan…
Yan yana iki çocuk görsem İşte Atatürk diyorum Özgürlüğün toprağı uyanıyor İçin için seviniyorum.…
Taşkınlığım ey güzel coşkusu damarlarımın…
Yoksunluğun derin kuyusunda Ölüm sesini yükseltiyor…
Kuş uçmayı tavşan kaçmayı unutursa Yağmur ve tohum toprağı unutursa…